Tam Öğrenme

Gönderen Editor Tarih Nisan - 1 - 2012

Çalışmak, bir şey meydana getirmek için devamlı çaba göstermek demektir. Bir toplum içinde yaşamak zorunda bulunan kişilerin gerek kendilerinin gerekse toplumun yararları için devamlı çalışmaları gerekir. Çalışmak yaşamın tamamını kapsayan bir süreçtir. Bununla beraber kişilerin iyi ya da kötü çalışma alışkanlıklarının okul yıllarında kazanıldığı da bir gerçektir.

İnsan hayatında şansın ve rastlantıların çok büyük rol oynadığına inananlar vardır. Bunu ileri sürenler, sözlerine kanıt olarak tanıdıkları arasında şans veya rastlantıların yardımıyla başarıya ulaşmış olanları örnek gösterirler. Oysa başarıya ulaşmış insanların başarılarını ‘‘şans’’ , ‘‘rastlantı’’ veya ‘‘başkasının yardımı’’ gibi sebeplerle açıklamak son derece yüzeysel ve basit bir yaklaşımdır.

Öğrenmeye karşı istekli ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmenlerdir. Ancak, bazı yetenekli öğrencilerin yeterince gayret gösterdikleri halde bekledikleri verimi alamamaktan yakındıkları görülmektedir. Bu durum genellikle çalışma yöntemlerini kazanamamış olmaktan ileri gelmektedir.

1.Öğrenmemizden ve Başarımızdan Sorumluyuz

Öğrencilerin başarılı olmalarını etkileyen faktörlerden biri, bizzat kendilerinin iyi çalışma tutum ve alışkanlıklarına sahip olmamalarıdır. Öğrencilerin çalışma alışkanlıkları ve tutumları çok geniş kapsamlıdır. Söz konusu alışkanlık ve tutumları etkileyen pek çok değişken vardır. Bunlar şöyle gruplanabilir:

1. Okul saatleri içinde gösterdikleri tutum ve davranışlar,
2. Çalışma konusunda benimsedikleri yaklaşım,
3. Çalışma ortamlarının özellikleri,
4. Çalışmak için ayırdıkları zamanı kullanma biçimleri,
5. Çalışma süreleri,
6. Okuma becerileri,
7. Not tutma alışkanlıkları,
8. Tekrar etme konusundaki alışkanlıklar.

Bu sayılanlara ilişkin yapılması gerekenler aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

1.1 Okul Saatleri İçinde Gösterdiğimiz Tutum ve Davranışlar

Öğrencilerin başarılı olmalarında önemli rol oynayan bu değişkenin kapsamı oldukça geniştir.
Bunlar arasında önemli olanlardan bazıları şunlardır :

1. Derse zihnen hazırlıklı gelmek,
2. Dersin ana fikrini yakalamaya çalışmak,
3. Derslere devamda azami titizlik göstermek,
4. Aktif olarak derse iştirak etmek,
5. Öğretmen ve diğer öğrenciler ile iki yönlü iletişime girmek,
6. Derslere girmenin yanında, okul saatlerinin bir kısmını ders çalışarak geçirmek.

Şimdi bunları kısa kısa açıklayalım:

Derse Zihnen Hazırlıklı Gelmek
Bir ön çalışma yaparak dersi dinlemeye zihnen hazırlanan öğrenci için öğretmenin anlattıkları anlamsız bir söz yığını olmaktan çıkar. Anlatılanların nereye doğru gittiğini ve sözlerdeki anlam şekillenmelerini çabucak görebilir. Çoğu sözlerdeki anlam şekillenmelerini çabucak görebilir. Çoğu öğrenci, böyle bir zihin hazırlığı ile derse gelmediği için anlatılanlarda bir yapı, bir istikamet görmekte güçlük çeker ve anlama işini dersten sonraya erteler. Dersten geri kalan sadece moral çöküntüsüdür. Derste anlaşılmamış ve moral bozmuş olan bir konu dersten sonra da soğuk gelir. Derse hazırlıklı gelmek, söylenenlerin peşinden koşmak yerine, neler söyleneceğini kestirmeye çalışmakla sonuçlanır. Hazırlıklı ve aktif bir zihin, anlatılanlardaki ana fikirleri daha iyi yakalar.

Dersin Ana Fikrini Yakalamaya Çalışmak
Öğrenci dersin konusuna yabancı bile olsa, ana fikirleri, öğretmenin verdiği ip uçların dan keşfetmek için çaba harcamalıdır. Öğretici niteliği kuvvetli bir ders, bir ana fikir ortaya koyarak başlar; arkasından, örnekler ya da başka destekleyici bilgilerle o ana fikir açıklanır. Bu durum bir anlamda öğrencinin, öğretim işinin başında o derste neler öğreneceğini görebilmesidir. Bunu yakalayabilen öğrenci, dersin yada ünitenin sonunda kendisini neye göre değerlendireceğinin bilgisine sahip olur. Kendisine uygun beklentiler meydana getirir. Konu dışına çıkmaktan korunmuş olur. Konu üzerinde odaklaşması kolaylaşır. Öğrenciler dersin ana fikrini görmek için çaba harcamalıdır. Bu konuda gerektiği zaman öğretmenlerinden yardım istemeleri gerekir. Böyle yaptıklarında öğrenmelerinin daha kolay gerçekleştiğini göreceklerdir. Aynı zamanda öğrendikleri konuyu daha kolay hatırlayacaklar ve kazandıklarını başka alanlarda kullanabileceklerdir.

Derslere devamda azami titizlik göstermek
Öğrencilerin derslere devamının öğrenci başarısındaki yeri ve önemi hemen bütün eğitimcilerin kabul ettiği bir ilkedir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada, öğrencilerin de bu ilkenin farkında oldukları ortaya konmuştur. Ders kitabına güvenerek devamsızlık etmek yanlıştır. Çünkü ders, öğrencinin başka hiçbir yerde bulamayacağı bir takım bilgileri ve açıklamaları içerebilir. Ayrıca öğretmeni dinlemek, onun özellikle önem verdiği noktaların neler olduğunu anlamak için bir fırsattır. Derse devam etmiş olmak ve derste olan bitenleri bilmek, derse hakim olma duygusu verir. Derse yeterince devam etmeyenlerin kafasında her zaman bir belirsizlik vardır. Bunların yanında öğretmen, işlediği konunun çeşitli yönlerini, büyük bir serbestlik içinde, karşısındaki öğrencilerin seviyesine adapte edebilir. Öğrencilerin neler bildiğini neleri bilmediğini, ilgi ve anlayış
Derecelerini dikkate alarak, bir kitap için imkansız olan bir şekilde, konuyu anlaşılır hale getirilebilir.

Aktif olarak Derse iştirak etmek
Öğrencilerin aktif olarak derse katılmasını öğrenmeyi olumlu yönde etkilediği bilinmektedir. Yine ülkemizde yapılan bir araştırmada, öğrenme sürecine daha istekli katılmanın başarılarında daha büyük pay sahibi olduğu konusunda öğrencilerimizin bilinçli olduğu ortaya çıkmıştır. Derse katılmak, derslere devam etmek anlamına gelmez. Bunlar daha derin anlamı vardır. Zira derse fiziki olarak devam eden bir öğrenci, duygu ve düşünceleri itibariyle sınıftan çok uzaklarda ve farklı ortamlarda bulunabilir. Bu duruma ‘‘gündüz rüyası’’ da denilmektedir. Böyle bir durumda dersin anlaşılması ve öğrenilmesi zorlaşır. Kısaca katılma, öğrencinin kendine sağlatan öğretim durumunun öğeleri ile etkileşimi ve öğrenme çabası içine girmesi demektir. Başarılı olmak isteyen öğrencilerin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bu amaçla ;

· Öğrenmeye katılma, öğrencinin öğrenilecek konu ile ilgili daha önce edinmiş olması gerekli bilgi ve becerilere sahip olmasına ve onları kabullenebilmesine bağlıdır. Bu yüzden öğrencilerin derslere ön hazırlık yaparak gelmeleri ve önceki konuları zaman zaman tekrar ederek pekiştirmeleri gerekmektedir.
· Öğrenci, insan beyninin bilgiyi sünger gibi emmediğini bilerek, öğretim durumunda kendisine sağlanan uyarıcıları kullanması, onlarla zihnindekileri birleştirmesi ve yeni anlamlar oluşturması gerekir.
· Öğrenen, anlamı keşfedendir. İster açık, yani doğrudan doğruya gözlenebilir, ister örtülü olsun, öğrencinin kendisine verilen işaretleri hatırlayarak kullanmaya, bu uyarılara uygun davranışlarda bulunmaya ve bunları öğrenilinceye kadar göstermeye çalışması, öğrenme sürecine etkin bir şekilde katılması gerekmektedir.
· Öğrenciler; öğrenecekleri konular ile ihtiyaçları arasında bağ kurabildikleri, kazanacakları davranışlar ile kendi özel amaçlarının bağdaştırabildikleri, merak duygularını harekete geçirebildikleri, öğrenme konu ve etkinliklerinin seçiminde söz sahibi olmak istedikleri, derslerde söylemek istediklerini rahatça söyleyebildikleri oranda derse katılmış sayılırlar ve dolayısıyla öğrenmeleri daha etkili, kolay ve kalıcı olur.

Öğretmen ve diğer öğrenciler ile iki yönlü iletişime girmek
Öğrenmede karşılıklı etkileşimin rolü büyüktür. Bir öğrenme ortamında iletişim ne kadar zengin ve çok yönlü ise öğrenmeler de o oranda etkili gerçekleşir. Bu amaçla öğrencilerin;

? Öğretmenlerini dinlemelerinin yanında, ondan aldıkları mesajları cevaplandırmaları gerekir. Bu bazen soru sorma şeklinde olabileceği gibi, ‘‘anladım’’ manasında baş sallama veya anlayamadım anlamında bir jest ya da mimik yoluyla gerçekleşebilir.
? Öğrenciler, işlenen konuya ilişkin bilgi ve düşüncelerini ifade edebildikleri oranda etkili öğrenirler. Bu yüzden çekingenlik veya gülünç olma, bilgiçlik taslamakla suçlanma gibi sebeplerle, aldığı bilgileri kendi görüşlerini söyleyerek zenginleştiremeyen öğrencinin öğrenmesi zedelenir.
? Ders sırasında öğretmen ile kurulacak iki yönlü iletişimin yanında, öğrencilerin birbiriyle kuracakları iletişimin de öğrenme açısından değeri büyüktür. Bir konuya ilişkin bilgi, görüş ve düşüncelerini ifade eden bir öğrenci, sözlerini
‘‘-bu konuda arkadaşlarımın düşüncelerini de merak ediyorum…’’ şeklinde bitirmelidir. Böylece diğer arkadaşlarını da konuşmaya davet etmiş ve özendirmiş olacaktır. Böyle bir atmosferde öğrenilen konuya ilişkin değişik yönlerin, boyutların, örneklerin ortaya çıkması sağlanacaktır. Bunun ise sınıfta öğrenmeye sağlayacağı büyük faydalar vardır.

Derslere girmenin yanında, okul saatlerinin bir kısmını ders çalışarak
geçirmek

Yalnızca ev koşulları yetersiz olan öğrenciler için değil, bu konuda şanslı sayılan öğrenciler için de, başarılı olmak için geçerli önerilerden bir tanesi, okul saatlerinin bir kısmını ders çalışarak geçirmektedir. Öğrencilerin ders saatleri dışında okulda ders çalışmaları zorunlu kılan pek çok neden bulunmaktadır. Örneğin, annelerin gittikçe artan sayıda çalışma hayatına atılması, çocukların mesai saatinde evde kendilerine yardımcı olacak kimseyi bulamamalarına neden olmaktadır. Öğrencilerin okulda ders çalışa alışkanlığını kazanmaları, dersi günü gününe öğrenme imkanı da vermektedir. Okulda öğrencinin bulabileceği pek çok materyalin aileler tarafından öğrenciye sağlanamaması bir başka önemli sebeptir.

1.2. Çalışma konusunda benimsediğimiz yaklaşım

Araştırma bulgularına dayanarak öğrencilerin çalışmaya karşı yaklaşımlarını iki grupta toplayabiliriz: (1) Derin yaklaşım, (2) Yüzeysel yaklaşım. Derin yaklaşımda öğrenci anlamlı bir öğrenme motivasyonuna sahiptir. Bütün dikkatini anlamaya vererek, bütün bilgileri ve aktif bir biçimde öğrenir. Buna karşılık yüzeysel yaklaşımda öğrenci, fikirleri ezberlemeye önem vermekte, rutin (tekdüze) bir öğrenme temposu izlemektedir. Bu yaklaşımda öğrencilerin amacı ‘‘geçiştirme’’dir.

Çalışma konusundaki yaklaşımları bir başka açıdan da ele almak gerekir. Bu noktada karar verilmesi gereken husus, ‘‘bir konuyu parçalara ayırarak mı yoksa bütün olarak mı öğrenme daha yararlıdır ?’’ noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, her durum ve öğrenme konusu için geçerli bir cevap yoktur. Bu konudaki çeşitli görüşler aşağıda özetlenmiştir.

? Okuma söz konusu olduğunda, ‘‘BÜTÜN – PARÇA – BÜTÜN’’ metodu uygulanmalıdır. Önce konu baştan sona kadar bir kere okunmalı, böylece konu hakkında genel görüş sahibi olduktan sonra zor bölümler üzerinde ayrı ayrı durulmalıdır.

? Beceriler, daktilo, el yazısı ve benzeri, söze, konuşmaya dayalı olmayan şeylerin öğrenilmesi ile anlamsız heceler gibi tekerlemelerin öğrenilmesinde PARÇA – PARÇA öğrenme yönteminin en verimli yöntem olduğu görülmüştür.

? Bütünü parçalara ayırmanın kolay, öğrenilecek malzemenin aşırı derecede uzun olduğu durumlarda, öğrencinin güdülenmesine yardım etmesi ve bir parçayı iyi öğrendiğinde kendisini başarılı hissetmesine imkan sağlaması açısından, konuyu parçaya bölerek çalışmanın üstünlüğü vardır.

? Öğrenilecek konuda mantıklı bir bütünlük ya da süreklilik varsa, burada BÜTÜNDEN – PARÇAYA yöntemi daha etkilidir.

Sonuç olarak, bir çok konunun öğrenilmesinde, (1) bütünü çalışma ile işe başlamak, (2) sonra özel çaba gerektiren bölümler üzerinde durmak, (3) tekrar bütün halinde çalışma yöntemine dönmek daha faydalı kabul edilmektedir.

1.3. Çalışma ortamımızın özellikleri

Çalışmak için oturan bir insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Bu sebeple çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi kolaylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamanda en üst düzeyde yarar sağlanmasına imkan verir. Zihin etkeni söz konusu olduğunda, öğrenmeden en iyi sonuç kişinin her türlü yorgunluktan uzak, bedence genel olarak elverişli, rahat olduğu ve dikkati dağıtacak yersiz etkenlerin etkisinin bulunmadığı zaman alınır. Uygun bir çalışma ortamının asgari nitelikleri aşağıda açıklanmıştır:
Dağınık oda = dağınık zihin
Dağınıklık, insanın kendisini de derbeder ve rahatsız hissetmeyi
sağlayacağı için böyle bir ortamda çalışmaya çalışmak boşa zaman harcamaktır. Siz iyisi mi düzenli, dikkatinizi dağıtacak fazla obje
olmayan sade bir odada, mümkünse boş bir duvara dönük çalışın.
İlginizin sadece ve sadece çalışacağınız konuya yönelmesi ancak
bu şekilde gerçekleşecektir.

Çalışma yerinin herhangi bir yer olmayıp belli bir yer olması, verimli çalışma için gerekli şartlardan biridir. Çalışma yeri sade döşenmiş, iyi ısıtılmış, sessiz bir yer olması gerekir. Evde öğrenci için ayrı bir oda ayrılamıyorsa, oturma odasının belli bir köşesi çalışmak için tahsis edilmelidir.

Çalışmak için seçilen sandalye veya koltuğun çok rahat olmaması gerekir. Örneğin çok rahat bir koltuk, gevşemeye yol açtığı için öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir.

Öğrenciye ait oda, onun egemenlik alanıdır. Oraya kimsenin karışmaması, çocuğun veya gencin bu odada bağımsızlığını rahat rahat yaşaması gerekir. Bunun için de genç odasını istediği gibi düzenler, duvara istediği resim, afiş ve posteri yapıştırabilir. Ancak bu durumun doğurduğu en önemli sakınca aynı odada ders çalışırken ortaya çıkmaktadır. Çünkü özellikle duvara aslı olan resim, afiş ve posterler, gencin zevkini, özlemlerini ve iç dünyasını yansıtır ve öğrenci kafasını kaldırdığı anda onu alıp hayal dünyasına götürür. Dersten kopmasına sebep olur. Bunun için özellikle yoğun çalışma dönemlerinde bu malzemelerin odadan kaldırılması gerekir.
Çalışma odasında veya köşesinde ders kitapları, sözlük, atlas, ansiklopedi gibi yardımcı kaynaklar, cetvel, gönye gibi ders araçları hazır bulunmalıdır. Bu ve benzeri araçların öğrencinin elinin altında bulunmaması çalışmayı böler, kısırlaştırır. Örneğin sözlüğü aramak için masasından kalkan öğrenci, tekrar masasına dönünceye kadar buzdolabına, televizyona, radyoya takılabilir
Yatakta, divanda uzanarak çalışmaya yeltenmek çok kere zaman ve enerji kaybına yol açar. Bu gibi yerler, ciddi bir zihinsel çalışmanın yürütüleceği yerler değildir. Ancak roman ya da gazete okumak, şiir ya da yabancı dilde sözcük listesi bellemek gibi etkinlikler bu tür konumlarda çalışılabilir.

1.4. Zaman Kullanma Biçimimiz ve Çalışma Süremiz

Başarılı olmak için çok çalışmak değil, etkili çalışmak gereklidir. Etkili çalışmak ise zamanı, belirlenmiş amaçlar ve tespit edilmiş öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır.
Gayretin ve zamanın en ekonomik biçimde kullanılmasının ön şartı çalışma saatlerinin bir programa bağlanmasıdır Bir öğrenci okulda geçen saatlerin dışında kalan zamanını çalışma, eğlenme ve dinlenme zamanı olarak bölmeli ve her biri Her biri için günün belli saatlerini ayırmalıdır .Çalışma , eğlenme ve dinlenme zamanı olarak bölmeli ve her biri için günün belli saatlerini ayırmalıdır.Çalışma,eğlenme ve dinlenme zamanlarının düzenli bir programa bağlamayan öğrenci Zamanın çoğunu arkadaşları ile gezip tozarak ,Şuarada Burada
Oyalanarak geçirmeye meyledebilir.Düzenli bir çalışma zor gelebilir.Ancak böyle bir uygulamanın devamı ,belli saatlerde belli işlerin yapılması alışkanlığın kazanılmasını sağlar.Çalışma zamanının günün belli saatlerinde olması kişiyi çalışmak için oturmaya sevk eder.Örneğin her gün saat 15-18 arasında çalışmaya ayrılmış ve bunu bir süre düzenli bir biçimde uygulamış olan kimsede.artık saat 15 ile ders çalışma eylemi arasında bir çağrışım bağı kurulmuş olacaktır ve her gün saat 15,on çalışma saatini hatırlatacaktır.Hatta bu alışkanlıklar daha da yerleşirse kişi saat 15 olunca ders çalışmak için bir iç gerilim duyacak,bunu yapmazsa rahatsız olabilecek.Ders çalışmak için her gün ayrılması gereken sürenin uzunluğu her şey den önce öğrencinin yaşına bağlıdır.Küçük çocuklar dikkatlerini ancak kısa bir süre aynı noktada toplaya bildiklerinden derse çalışma sürelerinin kısa olması zorunludur.genel bir ölçü olara bir öğrencinin baştan sona kadar dikkatle ve etkinliğini koruyarak sürdürebildiği uzunluktaki süre o öğrenci için en uygun çalışma süresidir , sürenin çok uzun olması verimliliğin azalmasına neden olur.

ÇABUK UNUTTUKLARIMIZ
1- Tam olarak anlayamadığımız konular.
2- Rakamlar, isimler.
3- Bilinçsizce, rast gele öğrendiklerimiz..
4- Aralıksız uzun süre çalışma ile öğrendiklerimiz.
5- Tekrarlamadığımız bilgiler.
6- Mutsuz olduğumuz bir anda öğrendiklerimiz.
7- Zorunlu olduğumuz için öğrendiklerimiz.
8- Düşünmeden ezberlediklerimiz.
9- Düşünce ve inançlarımıza ters düşen bilgiler.
10- Değişken zaman ve yerde öğrendiklerimiz.
11- Olumsuzluk ve mutluluk veren bilgiler.
12- Soyut, anlamakta güçlük çektiğimiz bilgiler.
13- Uykusuz ve yorgunken öğrendiklerimiz.
14- Başarısızlığı çalıştıran bilgiler.
15- İlgi ve bilgi alanlarımıza girmeyen bilgiler.
16- Dikkatimiz dağınıkken öğrendiklerimiz.
17- Bir işimize yaramayacağına inandığımız bilgiler.
18- Önemsiz olduğunu düşündüğümüz bilgiler.
19- Yaşantımızda kullanım değeri olmayan bilgiler.
20- Pasif dinleme ile öğrendiklerimiz.
Önemsiz İşlerle, verimli saatleri harcamak
Günün en zinde ve en uyanık olduğunuz verimli saatleri ders çalışmaya ayırmak için zamanınızı mümkün olduğu kadar iyi kullanmalısınız.Bunun benzer işler birleştirerek yapmayı ve 5-10 dakikalık küçük zaman dilimlerini değerlendirmeyi öğrenmelisiniz. Telefon görüşmeleri yaptıktan sonra, gazete okurken müzik dinleyebilir, kalan zamanda da odanın düzenini sağlayıp masanızın çalışmaya hazır hale getirebilir ve tam zamanında masa başına geçebilirsiniz.
Aralarında uzun dinlenme süreleri bulunan kısa süreli çalışmalar ise, uzun dinleme sırasında, kazanılmış birçok bilgi ve becerinin unutulması ve meydana gelen bu kayıp yüzünden yeniden konuya ısınmak zorlaştığından etkili ve verimli bir çalışma yöntemi değildir.

İnsan öğrendiklerini çok hızlı unutur. Öğrenmenin başında ve sonunda kazanılanların daha çok hatırda kaldığı gözlenmiştir. Yapılacak çalışmalarda en iyi verimi almak için öğrenme seanslarını 20-40 dakikalık bölümlere ayırmak gerekir. Problem çözerken ise, çözümü ulaşıncaya kadar ara vermemek lazımdır. 20-40 dakikalık bir çalışmadan sonra 10dakikalık bir tekrar yapmak hayati öneme sahiptir. Her çalışma seansından sonra verilecek olan dinlenme molası da 10dakika civarında olmalıdır. On dakikalık dinlenme aralığında beden gevşer, zihin öğrendiklerini sağlamlaştırır. Gece yatmadan önce, o gün öğrenilenleri 10dakika süreyle tekrarlamak, sabah kalkınca aynı bilgileri bir kere daha gözden geçirmek bilgiyi pekiştirir.

Cevapla

Anket

  • En sevdiğiniz makale kategorisi?

    Sonuçlar

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Arama

Site Haritası

Site Map | Site Haritası