Neden’li Sorular?

Gönderen Gürkan Tarih Haziran - 1 - 2012


Her ne kadar insanoğlu bunun farkına varmamış olsa da bence en önemli sözcüğü bu. Bir şeyin cevabını irdeleyerek açıklamanızı sağlayan sorudur. Eğer bu soruya veremiyorsanız o zaman sizin cevabınız geçerli değildir. Araştırma sorusu olduğu için bu tür sorular kişinin ufkunu ve araştırma isteğini de geliştirir.

İşte bu tür merak edebileceğiniz yaklaşık 250 soru cevaplarıyla birlikte sizlere sunulmuş. Ben de sizlerle paylaşmak istedim. Belki bu konuyu incelemek zor olabilir fakat arama kısmını kullanarak rahatça arayabilirsiniz.

İşte sorular:

 
1. bazı dağlardan ates fıskırır?
Yerkabuğunu meydana getiren ince kaya tabakasının altında, mağma adı verilen,
az veya çok akıcılığı olan 1000 derecenin çok üstünde sıcaklıkta maddelerin
bulunduğu bir bölge vardır. Asağıdan yukarıya etki yapan muazzam basınçlar,
dıs kabukta sekil bozuklukları meydana getirir. Hatta bazen, derin ve genis
çatlaklar olusur. Bu çatlaklardan ergimis maddeler fıskırmaya baslar. Böylece bir
yanardağ doğar. Genellikle akkor halinde olan bu lav, kraterden ve yamaçlardan
akarken soğuyarak, donar.
2. Neden deprem olur?
Genellikle volkanik etkinliğe (faaliyet) bağlanan depremler yerkabuğunun üst
tabakalarını olduğu kadar, derindeki tabakaları da etkileyen büyük sıcaklık farkı
hareketlerinin belirtileridir. Bu etkinlik, çatlamalara, çökmelere ve sivrilmelere
sebep olur. Böylece dağlar ve deniz çukurları olusur.
3. Neden yazın dağlardaki karlar erimez?
Dağa tırmandıkça ısı her 180 metrede 1 santigrat derecesi azalır. Yaz
mevsiminde dağların yüksek kısımlarında, geceleri ısı genellikle 0 derecenin
altına düser. Gündüzleri havanın daha sıcak olmasına rağmen geceleri ısının çok
düsmesi, eriyen karların tekrar donmalarına sebep olur. Üstelik eriyen karın
yerine yenisi gelir. Türkiye’deki dağlarda hiç erimeyen karlara yaklasık olarak
2700 metreden itibaren rastlanır.
4. Neden mağaralar vardır?
Yapısı kalker olan bölgelerdeki dağlarda mağara ve kovuklara sık sık rastlanır.
Karbondioksit gazı olan yağmur suyu kireç tasının esas maddesi olan kalsiyum
karbonatı yavas yavas ayrıstırıp çatlaklardan girerek derinlere kadar iner.
Böylece meydana gelen muazzam bosluklar zamanla çökerek, sasırtıcı
büyüklükte ve derinlikte mağaraların olusmalarına yol açar. Bu mağaralardaki
sarkıtlar ve dikitler göze hos görünen ilgi çekici olusumlardır.
5. Denizler neden dalgalanır?
Açık denizde hava sakinken deniz yüzeyinin düzenli zaman aralıklarıyla
birbirlerini izleyen büyük dalgalarla kırıstığı görülür. Rüzgarın estiği uzak
yerlerden gelen bu dalgalara “ölü dalga” demek doğru olur. Rüzgarın hızı, esis
süresi ve etkisi altında bulundurduğu yüzeyin genisliği, dalganın yüksekliğinde rol
oynayan en önemli etkenlerdir. Dalgalar, kıyılara kadar gelerek kumsallara ve
kayalara çarparlar.
6. Gelgit olayı neden olur?
Gelgit olayı, deniz düzeyinin devirli hareketleridir. Günes veya ayın su küreye
yaptığı çekim etkisiyle deniz düzeyinin bir çesit yükselisi, bu devirli hareketlere
sebep olur. Günesle ay, birbirine yaklasırlarsa, çekim etkileri daha güçlenir.
Bunun sonucu olarak, gelgit olayı daha kuvvetli hissedilir. Dörtleme döneminde,
yani günesle ayın birbirinden 90 derece uzaklastıkları zaman, gelgit olayı hiç
hissedilmez. Bu deniz yüzeyinin “ölü” olduğu dönemdir.
7. Deniz neden tasmaz?
Deniz çukurları, büyük bir kısmı yağmur selleriyle beslenen akarsuların
toplandıkları muazzam su depolarıdır. Günes ısısının etkisiyle devamlı ve yoğun
bir buharlasma olur, bulutlar olusur. Sonra bunlar, yağmur seklinde karalara
düser, seller olusur. Bunlar nehirlerin sularını çoğaltırlar. Nehirler, denize
dökülürler. Deniz ve okyanusların sularını birlestirmeleri bu dengeyi daha
güçlendirir. Gelgit olayının dısında, deniz düzeyindeki değisiklik çok zayıftır.
8. Deniz neden renk değistirir?
Deniz suyu, beyaz ısığı meydana getiren renkli ısınımların bir kısmını emer.
Kırmızı, sarı, yesil ısınımlar ilk olarak emildikleri için daha delip geçici olan mavi
ısınımlar yayılırlar. Böylece mavi, günesli saatlerin baslıca rengi olur. Deniz
suyunun rengi, saatlere veya mevsimlere göre de değisir. Buna da sebep, ısınım
emilmesinin, günes ısınlarının etki ve eğiklik derecesine göre değismesidir.
Isınım emilmesinin deniz dibinin özelliklerine göre de değistiğini unutmamak
gerekir.
9. Deniz neden tuzludur?
Milyarlarca yıldan beri yağmur suları, kayaları yıkamıslar, bunların yapısındaki
tuzların bir kısmını çözündürmüslerdir. Sel suları her yıl, milyonlarca ton madeni,
deniz çukurlarına tasırlar. Denizlerin suları, karaların sularından daha tuzludurlar.
Suyun bir kısmının buharlasması tuzluluğun sabit kalmasına sebep olur. Her
denizin kendine özgü bir tuzluluğu vardır.
10. Neden deniz fenerleri vardır?
Eski zamanlarda, yüksek bir kulenin tepesinden gece ve gündüz devamlı olarak
yakılan bir ates, denizcilere kıyıdaki tehlikeleri haber verirdi. Ancak 19’uncu
yüzyılda Fresnel adında bir Fransız fizikçisi, mükemmel bir ısık bilgisiyle,
mercekler kullanarak, döner ısıklı deniz fenerlerini gerçeklestirdi. Böylece çok
uzaktan bakıldığı zaman ısığı, yıldızlarınkine benzeyen deniz fenerleri tarihe
karısmıs oldu. Bu ısık, deniz ufkunun her tarafını aydınlatmak ve tehlikeleri haber
vermekle kalmaz yanıp sönmelerdeki düzenli aralıklarla, hangi deniz fenerinin
yakınında bulunulduğunu da belirtir.
11. Gemi çok uzaktayken neden sadece direğini görürüz?
Gemi, ufuk çizgisinin gerisinde birdenbire gözden silinmez. Suya gömülüyormus
hissini uyandırarak, yavas yavas kaybolur. Bunun sebebi, Dünya’nın yuvarlak
olusudur. Eğer düz olsaydı, uzaklasan gemiyi, bütünüyle bir nokta haline
gelinceye kadar görebilirdik.
12. Neden bütün plajlarda kum yoktur?
Kum, kıyılardaki granit yapılı kayaların çok küçük parçalara ayrılmaları sonucu
olusur. Ama kumun büyük bir kısmı nehirlerle tasınır, deniz akıntılarıyla
sürüklenir. Deniz kıyısı boyunca, kumlu yerey seritlerine sık sık rastlanır. Bu
kumların önemi, kıyıdaki kayaların yapılarına ve denizin siddetine bağlıdır.
Kumsallar, zamanla sekil değistirebilirler. Buna da sebep, akıntıların ve
dalgaların, kumları baska yerlere sürüklemeleridir. Setler yapılarak insan eliyle
kumluk kıyılar meydana getirilebilir.
13. Çakıl tasları neden yuvarlaktır?
Akarsular, seller ve kötü hava sartları, kayalardan parçalar kopartırlar. Bunlar, sel
ve nehir yataklarında veya deniz kıyılarında toplanırlar. Nehirlerin kuvvetli
akıntıları ve kıyılara çarpan siddetli dalgalar, bu kaya parçalarını sürüklerken
birbirlerine çarptırırlar. Uzun bir süre birbirlerine çarparak sürüklenen bu kaya
parçaları, asınıp, yontulurlar, sonunda da yuvarlak ve kaygan bir sekil alırlar.
Çizgili çakıl tasları, simdiki veya eski buzulların asındırıcı etkisiyle olusmuslardır.
14. Nehir neden hep aynı yönde akar?
Su, bütün cisimler gibi, yerçekimi denilen bir güçle, dünyanın merkezine doğru
çekilir. Bu genel kurala uyan su, kazmıs olduğu yatakta toprağın eğikliğini
izleyerek, yer değistirir. Böylece akan nehir, ya baska bir nehre yahut da denize
dökülür. Uzun yıllar boyunca kazmıs olduğu yatağından ayrılmadığı için, belirli bir
yol izleyerek, hep aynı yönde akar.
15. Irmağa eğildiğimiz zaman, neden kendimizi görürüz?
Durgun olan suyun yüzeyini, ısıklı noktaları yansıtan aynanın yüzeyiyle
kıyaslamak mümkündür. Ama arada bazı farklar vardır. Su, saydamdır. Bu
sebeple, kendi görüntümüzle beraber, suyun içindeki cisimleri de görürüz. Eğer,
durgun suyun dip kısmı koyu bir fon meydana getiriyorsa, yüzeyde kendimizi
daha iyi görürüz. Bunun da nedeni, koyu renkli fonun, aynadaki parlak madeni
bölümün görevini yapmasıdır.
16. Suya atılan tas, yüzeyde neden yuvarlak dalgalar yapar?
Bir tas, suyun bir noktasına çarparsa, sıvı ortamında bir sarsıntı olusur. Bu da,
birbirlerine yakın titresimler haline dönüserek, suyun yüzeyinde kırısıklar
meydana getirir. Sağlanan enerji, çapı her an büyüyen tek merkezli yuvarlak
dalgalar halinde dağılır.
17. Yel değirmenleri zamanımızda neden kullanılmıyor?
Đnsanlar, rüzgar enerjisinden yüzyıllarca yararlanmıslardır. Ama modern teknik,
rüzgar enerjisinden daha etkili, daha yararlı baska enerjiler bulmustur. Bununla
birlikte Hollanda’da, hala yel değirmenleri kullanılmaktadır. Bu yel değirmenleri;
kıyı bataklıklarındaki suların pompalanması isinde yararlı olmaktır.
18. Neden sıcak ve soğuk ülkeler var?
Kutuplardan geçen eksen, yer yörüngesi düzlemine dikey değildir. Günes ısınları,
enleme göre belirli bir bölgeye, yılın değisik dönemlerinde, az veya çok eğik
olarak gelirler. Daima çok sıcak olan tropikler arası bölgelerde ısı değisiklikleri
çok azdır. Kutba ve kutup dairesi yakınındaki ülkelere günes ısınları çok eğik
olarak gelirler. Bu nedenle, kutuplar ve kutup dairesi yakınındaki ülkeler, yaz
aylarında bile soğukturlar.
19. Günes neden her gün görünmez?
Günes her gün ısınlarını yeryüzüne gönderir. Ancak, su damlacıklarından
olusmus olan bulutlar, dumanlar ve toz tabakaları, havakürede (atmosfer)
toplanıp yoğunlasarak, günes ısınlarının tam anlamıyla geçmelerine engel olurlar.
Böyle zamanlarda gökyüzü, gri renkte görünür. Bulutların, duman ve toz
tabakalarının gerisinde kalan günes görünmez.
20. Nisan ayında giyim konusunda neden dikkatli olmak gerekir?
Her ülkenin iklim sartları değisik olur. Ülkemizde, nisan ayında günesli, güzel
günler vardır. Böyle güzel havalar, üzerimizde tasımaktan bıktığımız kalın, yünlü
kumaslardan yapılmıs elbiseleri atmak isteğini uyandırır. Oysa nisan ayında hava
sartları sık sık, ani olarak değisir. Ancak mayıs ayında hava ısınır, soğuk alma
korkusu ortadan kalkar.
21. Neden adalar vardır?
Karalarda olduğu gibi denizlerin dibi de engebelidir. Türlü nedenlerle meydana
gelen bu engebeler yüzünden denizlerin derinlikleri her yerde bir değildir.
Denizaltı dağlarından bazıları ise o derece yüksektir ki bunların dorukları suyun
yüzüne çıkmakta ve birer ada halini almaktadır. Okyanus ve denizlerin, hemen
her taraflarında etkisini duyurduğu oldukça küçük olan bu kara parçalarının içinde
insanların oturabilecekleri kadar büyükleri bulunduğu gibi insanların
barınamayacakları kadar küçükleri de vardır.
22. Çam ağaçlarına neden küçük kovalar asılır?
Çamgiller, çam sakızı adı verilen çok değerli bir yağlı reçine çıkarırlar. Bundan
terebentin, kolofan (saydam ve sarı bir reçine türü) ve reçine elde edilir. Đslenen
terebentinden parke cilası, vernik ve linoleum yapılır. Reçineden ise, çesitli
plastik esyanın yapılması mümkün olur. Zamanı gelince, çam ağacının gövdesine
on santimetre uzunluğunda yarıklar açılır. Bunların altına küçük kovalar asılır.
Akan koyu ve yapıskan sıvı, bu kovanın içinde toplanır.
23. Bazı hayvanları neden kısın hiç göremeyiz?
Hayvanların pek çoğu kıs mevsimini, soğuk girmeyen yerlerde saklanır ve kıs
uykusuna yatarak geçirirler. Kurbağaların çamurun içine; yılanların, kaya
çatlaklıklarının arasına gizlenip oralarda uykuya yatarak kısı geçirmelerini örnek
olarak gösterebiliriz. Ayı, dağ faresi gibi hayvanlar, kıs uykusuna yatmadan önce,
derilerinin altında yağ tabakası biriktirirler. Bazı kuslar ve kelebekler, daha sıcak
ülkelere göç ederler. Karınca ve yaban arısı gibi hayvanlar, soğuklara
dayanamayarak ölürler. Toprağın içine bıraktıkları yumurtalar, ilkbahara kadar
dayanır.
24.Yarasalar karanlıkta uçtukları halde neden hiç bir yere çarpmazlar?
Yarasalar, ses dalgalarına karsı son derecede hassastırlar. Bu hassasiyet
yarasaların tabii bir “radar” sisteminin sahibi olmalarından ileri gelmektedir. Uçan
yarasanın ağzı açıktır. Bir yandan kanat çırparken, bir yanda da devamlı olarak,
insan kulağının duyamayacağı kadar yüksek perdeli sesler çıkarırlar. Etraftaki
cisimler, bu sürekli ses dalgalarını yarasaya geri yansıtırlar. Yarasa da hayret
verici ses değerlendirme kabiliyetinin sayesinde, sabit veya hareket halindeki
cisimlerle arasındaki mesafeyi ayarlayabilir ve böylece bunlara çarpmadan
uçabilir.
25. Filin neden hortumu vardır?
Uzun, oynak ve kaslı hortum aslında filin burnuyla üst dudağının uzayıp
birlesmesinden meydana gelmistir. Tamamen otçul olan fil, besinlerini yerden ve
ağaçların yüksek dallarından toplamak için bu hortumundan yararlanır. Kalın ve
dıstan iyi korunmus olmasına rağmen iç kısmı çok hassas olan hortumun ucu
ikiye bölünmüs olup bu bölmeler ufak cisimleri tıpkı parmak gibi tutup almaya ve
ağzına götürmeye yarar. Böylece hortum file hem kol hem de el vazifesi görür.
Birçoklarının zannettiği gibi fil hortumuyla su içmez. Suyu hortumuyla emip alır ve
ağzına püskürterek içer.
26. At neden kuyruğunu sağa sola sallar?
Atın ve sığır gibi kocabas hayvanların ön ve arka ayakları kedi yahut
maymunların ki gibi vücutlarının her yanına değecek yapıda değildir. Bunun için
at, uzun kıllardan mütesekkil kuyruğunu sağa-sola, yukarı-asağı sallayarak hem
bir yelpazeden yararlanır gibi kendini serinletmekte, hem de sağına-soluna
konarak kendisini rahatsız eden sineklerle benzeri böcekleri kovalamaktadır.
27. Kurbağalar neden zıplarlar?
Kurbağa, arka ayak parmaklarının arasına gerilmis olan derilerin yardımıyla suda
yüzebilir. Karada ise, aynı bacaklardan yararlanıp, sıçrayarak ilerler. Kalçası
güçlü kaslardan yapılmıstır. Ayağı, bacağı ve kalçası, hareketsizlik anındayken
(Z) harfi gibi birbirinin üzerine kıvrılmıstır. Bu durum, hayvanın yaydan fırlayan ok
gibi ileriye doğru sıçramasını sağlar.
28. Salyangoz neden parlak bir iz bırakır?
Salyangoz sürünerek ilerler. Bu sürünme, hayvanın ayağındaki bezlerin devamlı
olarak salgıladığı bir mukusla (mukoza zarının kadeh veya mukus gözelerinden
salınan yapıskan bir salgı) kolaylasır. Salyangoz geçip gittikten sonra bu salgının
parlak izi görülür. Bu yapıskan sıvı, hayvanın dikey duvarlara veya herhangi bir
eğiklikte sımsıkı tutunmak imkanını sağlar.
29. Kaplumbağa evini neden sırtında tasır?
Kaplumbağanın derisi kalınlasır ve üzerinde bir takım pullar belirir. Bunlar
sonradan hayvanın iç organlarının barındıkları kovuğu meydana getiren kaskatı
plakalar haline gelir. Bu dayanaklı kabuk tehlike halinde bir sığınak; yasamak için
yapılan büyük savasta da hareketsizlik yolu ile bir savunma aracı olur. Salyangoz
evini sırtında tasır ama kaplumbağa, kendisiyle birlikte büyüyen kabuğunun
içinde yasar.
30. Av köpeği neden toprağı koklar?
Av köpeğinin koku alma duygusu çok gelismistir. Tavsanın veya geyiğin toprağa
bıraktığı kokuyu tanıyarak, av hayvanının izini bulur. Avcı, avlayacağı hayvanın
inini veya saklandığı yeri bulmak için, sadece köpeğini izler. Köpeğin bu
kabiliyetinden yararlanan polisler, yolunu sasıran çocukları, kaybolan insanları ve
bazen de katilleri bulurlar.
31. Yazın koyunlar neden yüksek yaylalardaki otlaklara çıkartılır?
Yazın alçak ovalarda sıcaklar yüzünden otlaklar kurur. Yüksek yaylalardaysa
havalar çok daha serin, otlaklar çok daha zengindir. Bu yüzden de özellikle Doğu
bölgelerimizde koyunlar yaz mevsiminde yüksek yerlerdeki otlaklara götürülür.
Ancak kıs basında sürüler yeniden ağıllarına döner.
32. Neden tavsanın burnu hep oynar?
Tavsanın koku alma duygusu çok kuvvetlidir. Derialtı tabakasındaki cisimcikler
sayesinde, kokuları çok iyi ayırt eder. Özellikle yabani tavsanlar, burunlarının
oynaklığından çok yararlanırlar. Kendilerini bekleyen tehlikeleri kolayca haber
alırlar. Hem düsünsenize: Biz de bir kokuyu daha iyi alabilmek için burun
deliklerimizi açarak koklamaz mıyız?
33. Neden su üstünde de yürüyen böcekler vardır?
Hidrometre’ler, su örümcekleri gibi bazı böceklerin ayakları tüyümsü kıllarla
örtülüdür. Ayrıca üzerleri yağlı bir maddeyle kaplıdır. Bu yüzden su, ayaklarını
ıslatmaz. Böylece suyun yüzeyi, elastiki bir zar görevi görür. Böceğin bacağı
çevresinde hafifçe batar. Sebep, yüzeydeki hafif gerilimdir. Böylece böcek su
üstünde batmadan durabilir ve yürür.
34. Karıncalar neden durmadan kosusup dururlar?
Karıncalar, üyelerinin sayısı yüz binleri asan örgütlenmis topluluklar halinde bir
araya gelmislerdir. Bir karınca yuvasında son derece yorucu bir çalısma düzeni
vardır: Bir yandan yuva kurmak, öbür yandan soylarının devamını sağlamak için
yumurtalara, kurtçuklara, nemflere bakmak ve onları beslemek gerekir. Topluluğu
savunmak için çok yıpratıcı savaslar vermek sarttır. Karıncaların neden
durmadan kosustuklarını simdi anladınız mı?
35. Ates böceği neden ısık saçar?
Ates böcekleri geceleri belirli saatte ısıklı sinyaller verirler. Karınlarının üzerinde
fotojen hücrelerden meydana gelmis gerçek bir ısık verici vardır. Hücrelerin
üzerinden hava akımı geçer. Bu imkanı sayesinde, uçma yeteneği olmayan disi
ates böceği, aralıklı ısık yakarak erkeğine varlığını haber verir. Erkek ates böceği
de disisini buluncaya kadar aynı sekilde ısıklı isaretler verir.
36. Eski mobilyalar neden delik desiktir?
Kınkanatlı böceklerden tahta kurtları, tahta putreller, tahta isleri ve mobilyaların
içinde zigzaglı oyuklar açarlar. Kemirici çenek ve çeneleriyle tahtayı toz haline
getirirler. Oyukları içerden dısarı doğru açtıkları için tahtanın yüzeyi burguyla
oyulmus gibi görünür.
37. Bukalemun neden renk değistirir?
Bukalemunun altderisinde kromatofor denen ve dokuya rengini veren tanecikler
vardır. Taneciklerin üstündeki altderi ise, renksiz ve saydamdır. Böylece bir
prizma rolü oynayarak, cildin rengini az-çok yansıtır. Aslında renk değismesine
sebep çevre değil. Öfke, korku veya avını görünce duyulan histir. Ayrıca ısık ve
ısının da rolü vardır. Genellikle bukalemun gölgede yesil, güneste kahverengidir.
38. Kirpiler neden top gibi olurlar?
19’uncu yüzyılın basında iki ünlü bilgin Lamarck ve Darwin, çevreye uyma ve
yasama savasının, hayvan cinslerinin kaybolmasını ya da süregelmesini
açıkladığını ispatlamıslardı. Hayvanların hızlı kosmaya yarayan ayakları, çok
güçlü pençeleri ve çeneleri, zehirleri hep birer savunma aracıdır. Kirpi de bazen
yılanlara bile saldırmaya cesaret ediyorsa, dikenlerine güvendiği içindir. Çünkü
dertop olduğu anda, dokunulması tehlikeli bir yüzey haline gelir. Artık onu ne
ısırmak mümkündür, ne de sokmak!
39. Yılan neden deri değistirir?
Yılanın derisinin pulları, üstderinin boynuz boynuz kalınlasmasıdır. Hayvan
büyüyüp gelistikçe, derisinin içinde kendisini rahatsız hissetmeye baslar. Bunun
üzerine deri değistirir. Yani pullar bir bütün halinde dökülür. Yılan taslara, kalın
kabuklara sürtünerek kılıfından kurtulur. Yerde bir kılıf kalır.
40. Neden “keçi gibi inatçı” denir?
Keçiler uzun zamanlardan beri insanlara süt, yağ, peynir ve et temin ederler.
Koyunlarla birlikte, en eski çağlardan beri evcillestirilmis hayvanların basında
gelirler. Buna rağmen huysuzluk ve inatçılıklarından vazgeçememislerdir. Kendi
aralarında kıyasıya dövüstükleri bile olur. Özellikle yaban keçileri sarp dağlarda
yırtıcı hayvanlarla dahi bas edebilirler.
41. Zürafa neden çok uzun boyludur?
Zürafa yeni tomurcuklanan ağaç yapraklarıyla beslenir. Yasadığı savanalarda
yüksek otsu bitkilerle, okaliptüs ve baobab gibi boyları 8-10 metreyi bulan, sağa
sola serpismis yüksek ağaçlar bulunur. Bu gevis getirenin çok uzun ve kolay
bükülen boynu beslenme sekline uyusunun sonucudur.
42. Tarlalarda toprağa neden gübre karıstırılır?
Yetistirilen ürünler toprağın birinci ve ikinci derece önemli elemanlarının büyük
kısmını tüketirler. Azot, fosfor, potas, kireç, magnezyum ve kükürt, bitkilerin
yetismesi için elzemdir. Hayvan pisliği, saman ve gübre suyu karısımının
mayalanması, tabii gübreyi meydana getirir. Đçinde, değisik oranlarda, verim
sağlayan temel elemanlar bulunur ve bitkilerin ihtiyacıyla toprağın besleyici
maddeleri arasında sürekli bir denge kurulmasına katılır.
43. Kesilen bir ağacın gövdesinde neden yuvarlak çizgiler vardır?
Ağaç kabuğunun altında kalbursu katman tabakaları bulunur. Bunun da üzerinde
yapıskan bir temel teskil eden büyütken doku vardır. Her ilkbahar ve sonbaharda
yeni bir kat meydana getiren, iste bu dokudur. Her yeni yuvarlak, bir yıl öncekinin
üzerine geçer. Sonbaharda olusanı tel dokulardan, ilkbahardaki ağaçsı
damarlardan meydana gelmistir. Renkleri bakımından rahatça birbirlerinden
ayrılırlar ve ağacın yasını belli ederler.
44. Deniz kıyısındaki ağaçlar neden eğiktir?
Denizlerden esen rüzgar çok defa serttir. Erozyonun önemli nedenlerinden biri
sayılır. Bitkilerin kök saldığı toprağın yüzeydeki küçük parçacıklarını alıp götürür.
Bazen ağaçları bile devirir. Rüzgarın ısrarla belirli bir yönden esmesi, ağacın bazı
dallarının daha çok gelismesine sebep olur. Gövde dengesiz yükü çekemez,
bükülür.
45. Ağaçlar neden budanır?
Düzenli ve bol meyve elde edebilmek için, meyve ağaçları çesitli usüllerle
budanır. Dallar kısaltılmazsa, uçlardakiler hariç, tomurcuklar ölür. Budama
genellikle ağacın boyunu kısaltır, ama dalların gücünü arttırır, meyvelerin iri
yetismesini sağlar. Bazı ağaçlar da süs amacıyla, belirli sekillere sokulmak için
budanır. Yaz budaması kıs içindir.
46. Ağaçlar neden asılanır?
Sıhhatli bir bitkiden alınıp bazen baska cinsten bir bitkiye asılanacak bir
tomurcuk, filiz ya da dal, asılandığı bitkinin besisuyu ile beslenir. Ama ondan da
bazı yabancı huyların doğmasını ve gelismesini sağlar. Budanan iki dal
birbirlerine yaklastırılarak ası sargısı içinde dokundurulur. Mevsimlere ve bitkilerin
cinslerine göre yarma veya tomurcuk aktarma ile ası uygulanır.
47. Neden çiçeksiz ağaçlar da vardır?
Çiçekler, bitki türlerinin üremesini sağlar. Çiçeksiz bitkiler de vardır: Kara ve deniz
yosunları, mantarlar, likenler gibi. Ülkemizdeki ağaçlardan bazılarının çiçekleri
göremeyeceğimiz kadar belirsizdir. Fındık, söğüt ve kavak ağaçlarının tırtılsı
basakları disi veya erkek organlı birer çiçek demetidir. Karaağacın çiçekleri
taçyapraktan yoksundur. Ağaçların çiçekleri genellikle çok küçüktür ve renkleri,
yapraklarının rengiyle karısır.
48. Çiçekler neden sulanır?
Bitki, besinlerinin büyük bir kısmını topraktan alır. Yağmur suyu topraktaki
madensel tuzları eritir. Bu besin emici kıllar aracılığı ile köklere girer. Ham
besisuyu köklerden yapraklara kadar bitkiyi boydan boya arsınlar. Suyun bir
kısmının buharlasması ile koyulasır. Bunun için bitkinin aralıksız suya ihtiyacı
vardır. Düzenli sekilde yağmur suyu almayan bitkileri sulamak gerekir.
49. Saksıların altı neden deliktir?
Bitki, besinlerini kökleriyle alır. Kökler, suyun içinde erimis olan madensel tuzları
çekerler. Her ne kadar toprak devamlı nemli olmalıysa da, fazla su da kökleri
çürütebilir. Çiçek konan saksıların altındaki delik de, çok gelen suyun dısarı
süzülmesini sağlar.
50. Bahçelerde çiçekler neden solarlar?
Çanak ve taç, çiçeğin üretici organlarını korur. Yumurtalık da yumurtacıkları,
çiçektozu yüklü erkek organları tasır. Yumurtacıkların çiçektozu tarafından
döllenmesiyle tohumlar meydana gelir. Bu andan itibaren çiçeğe güzelliğini veren
koruyucu bölümler, yararsız hale gelir. Meyve büyüyüp tohum olgunlasırken,
onlar solar, ölür ve dökülürler.
51. Neden bazı çiçekler geceleri kapanır?
Bazı çiçekler günes batınca gecenin serinliğinden ya da soğuğundan korunmak
için kapanırlar. Hele gece ile gündüz arasında önemli ısı farkları olursa. Bir de
günesin yakıcı ısınlarından korunmak için gündüzleri kapanan ve ancak geceleri
açılan çiçekler vardır.
52. Çiçeklerin hepsi neden aynı renk değildir?
Bitki dokularının hücrelerinde, kromoplast denen küçük cisimler bulunur. Bunlar
dokulara rengini veren doku boyalarını tasırlar. Sarı taçyapraklarda ksantofil
maddesi vardır. Karoten ve likopen ise kırmızı tonlar verir. Hücrelerin
bosluklarında bulunan bir madde de (antosiyan), hücre özsuyunun asit ya da baz
olusuna göre, koyu pembeden mavi ve mora kadar renk değistirir.
53. Bazı çiçekler neden kokuludurlar?
Bazı bitkilerin kabuklarında, taçyapraklarında ve yapraklarında uçucu ve kokulu
maddeler bulunur. Bunlar çoğunlukla karmasık alkoller ve benzeri türevleri ile
ester karısımlarıdır. Baska bitkilerde de esans nitelikleri olan yağlar ve az
miktarda terpenler bulunur. Çiçek, kokusunu bu kimyasal maddelerden
birçoğunun karısımından alır.
54. Çiçeklerin esansı nasıl elde edilir?
En çok yasemin çiçeğinin kokusu alınır. Toplanan taze çiçekler bir yağ tabakası
içinde bırakılır. Mevsim sonunda yağ eritilerek süzülür. Asağı yukarı 100 kilo
çiçekten 2 kilo esans elde edilir. Ayrıca gül ve limon çiçeğinin kokuları da temel
yağların damıtılması, sıkıstırılması ya da sızdırılmasıyla elde edilir. Koku, misk ya
da amber katılmasıyla sabitlestirilir. Kaliteli bir esans, doğal esanslarla sentetik
maddelerin karısımından elde edilir. Ama bilesimi, daima yapıcısının sakladığı bir
sırdır.
55. Üzümün üzerinde neden yesil lekeler vardır?
Mildiyö, beneklilik, “black rot” denen hastalıklara yakalanan bağları tedavi etmek
gerekir. Genellikle hastalıklı bağların üzerine aslı bakır sülfatı olan, kireçle
karıstırılmıs ve suda eritilmis maddeler püskürtülür. Püskürtülen ilaçlar yüzünden
üzüm salkımlarının bazen mavimtrak bir yesille lekelendiği görülür. Bu toksit
maddeleri temizlemek için üzümü yıkayarak yemek yerinde olur.
56. Neden sarap yerine üzüm suyu içilmelidir?
Üzüm suyu, suyun içinde madensel tuzların, sekerin ve vitaminlerin karısımıdır.
Sıhhat verici bir içkidir. Sarap ise, sekerlerin, üzüm tanesinin derisinde bulunan
mayaların etkisiyle alkol ve karbonik gaz haline gelmesiyle olusur. Alkol besleyici
özelliği pek az olan bir maddedir. Devamlı alındığında, bünyenin zor yaktığı bir
zehir olur. Yavas yavas hücreleri öldürür ve sinir sistemini etkiler.
57. Geceleri neden yatak odasına çiçek konulmaz?
Yeryüzündeki canlı varlıklardan olan bitkiler de solunum yaparlar. Bitki, kendine
besin yapmak üzere gündüzleri yaprakları vasıtasıyla havadan karbondioksit alır.
Günes ısığının yardımıyla topraktan aldığı madensel tuzları da birlestirerek bunu
besine dönüstürür. Bu kimyasal olaya “fotosentez” denir. Bitki, gündüz solunum
yaparken çıkardığı karbondioksitin bir kısmını fotosentez için yeniden alır.
Geceleri ise fotosentez olmadığı için, çıkardığı karbondioksiti harcayamaz. Bu
bakımdan geceleyin yatak odasında çiçek bulundurmak doğru değildir.
58. Meyveler olgunlastıkça neden renk değistirirler?
Meyvelerin olgunlastığını gösteren belirtilerden biri de, renk değistirmesidir.
Klorofilin sağladığı yesil renk, yerini öbür doku boyalarına karotenoid ve
antosiyanlara bırakır. Bu arada eti de yumusar. Renk değistirme olayına, ısı, ısık
ve meyvanın dokularındaki oksijenle karbonik gaz miktarının yol açtığı kimyasal
değisiklikler sebep olur.
59. Portakal kabuğunun suyu neden yanar?
Portakal kabuğu hücrelerinde hidrojen karbürü olan esanslar bulunur. Bunlar çok
çabuk uçar ve kolaylıkla yanarlar. Kabuk sıkıldığı zaman, esanslar mini mini
damlacıklar halinde fıskırır. Bunları tutusturmak da çok kolaydır. Bu esanslar,
özellikle mandalina kabuğunda bulunanlar kolanya ve esans endüstrisinde
kullanılır.
60. Soğan soyarken neden gözlerden yas iner?
Bir bas soğan kesildiği zaman, içindeki besleyici maddeler sürtünmeden dolayı
kağıt üzerinde yağlı bir leke bırakırlar. Bu uçucu maddelerin içinde çok etkili ve
gözleri tahris edici sülfürler vardır. Gözyası bezeleri tahrise karsı savunmak ve
gözü bu yabancı maddelerden temizlemek için hemen ve bol bol gözyası
çıkartmaya baslarlar.
61. Pırasanın yarısı neden beyazdır?
Yaprakların yesil rengini, ksantofil ve klorofil karısımı olan renk dokuları sağlar.
Pırasanın dibindeki ısıktan yoksun gölgelik yerde klorofil, yerini ksantofil’e bırakır.
Bu da toprağa yakın yapraklara soluk sarı rengini verir. Isık gören diğer yapraklar
ise yesildir.
62. Patatesin yüzü neden delik desiktir?
Patates bir yumru bitkidir. Üzerindeki delikleri belirli bir düzen içinde sarmal
olarak sıralanmıstır. Her noktanın bir çukuru, çukurun çevresinde küçücük bir
yaprakçığı, dibinde de bir ya da birden çok filizi bulunur. Nem ve hafif sıcakta
filizler köklü ve küçük yapraklı tohumlar halini alır.
63. Isırganlar neden batar?
Isırganların yaprakları üzerinde dalayıcı tüyler vardır. Bunların dip tarafı, aslı
formik asit olan sıvı ile dolu bir keseyle bağlantılıdır. Cildin bitkiye dokunmasıyla
kızarıp kabarmasına bu sıvı sebep olur. Bazı ısırgan türleri eskiden fazla kanlı
olanların kanını çekmek için kullanılırdı.
64. Bütün ülkelerde saatler neden aynı vakti göstermez?
Bir yılda hakiki öğle, yani saat 12 olduğu an, o yerde günes en yüksek
noktasında, yani o yerin orta meridyeni üzerinde olduğu andır. Aynı meridyen
üzerinde bulunan bütün noktalarda, saatler aynı zamanı gösterir. Kolaylık olsun
diye yeryüzü 24 esit saat dilimine bölünmüstür. Her dilim, aralarında 15o mesafe
bulunan iki meridyenle sınırlanmıstır. Bir dilimin içinde kalan bütün yerlerde
saatler aynıdır. Bu da dilimin ortasından geçen meridyenin saatidir.
65. Geceleri günes neden görünmez?
Dünya kendi ekseni etrafında 24 saatte döner. Bu dönüs sırasında yeryüzünün
her noktası, günes ısığını ancak değisik saatlerde alır! Bu sırada da gündüz olur.
Geceler ise, bir yeryüzü bölümünün günesin aydınlatamadığı kısımda
kalmasından meydana gelir. Bu süre içinde de hiç günes görülmez.
66. Bulutlar gökyüzünde neden kosusurlar?
Bulut, incecik buz billurcukları, su tanecikleri ve tozlardan meydana gelmis
kütlelerdir. Atmosfer sürekli karısıklıkların siddetli inis çıkısların merkezidir. Bu
hareketlerin sonucunda da rüzgarlar doğar. Yeryüzünde hava durgun bile olsa,
atmosferin yukarı tabakalarında rüzgarlar bulutların yerini çesitli hızlarla, çesitli
yönlere doğru değistirirler.
67. Neden yağmur yağar?
Denizlerin, akarsuların, bataklıkların yüzeyinde devamlı bir buharlasma vardır.
Sıcaklarda buharlasma daha da artar. Bu incecik su buharı havayla karısıp
yükselirken, daha soğuk hava tabakalarına rastlar. Çesitli irilikte damlacıklar
halinde yoğunlasır. Bulutları meydana getirir. Damlacıklar yeteri kadar
ağırlasınca, bulut yarılır ve damlaların hacmine bağlı bir hızla, yağmur yağmaya
baslar.
68. Ay neden bulutların ardına saklanır?
Ay, yeryüzünün etrafında döner. Rüzgarın kosturduğu bulutlar atmosferde
olusarak dünya ile ayın arasına girerler. Bulutlarla ay her zaman aynı yönde yer
değistirmezler. Ayrıca her birinin hızı da farklıdır. Bu yüzden de ayla bulutlar
gökyüzünde sanki saklambaç oynarlar.
69. Bazı geceler gökyüzünde ayı neden göremeyiz?
Ay, ısığını günesten alır. Ay, günesle dünyamızın arasında geçerken, bize çevrik
olan yüzü hiç bir ısık almaz ve görülmez. Yeni ay böyle doğar. Ay, dünyanın
çevresinde çok ağır döner. Bu yüzden de her gün bir öncekine oranla daha geç
doğmus gibidir. Bazen gecenin çok ileri saatlerinde ya da aksamın ilk saatlerinde
gökyüzünde ortaya çıkar. Bulutlar da ayı bizden saklayabilirler.
70. Ay neden bizimle beraber yürür?
Ay, ona bakan insanın gözüne oranla, sonsuzdadır. Aya baktığımız kısa bir süre
içinde, bizi ayıran mesafe değismis olur. Ama seyrettiğimiz açı aynı kalmıstır. Ayı
çok daha uzun bir süre izlersek, bize oranla yer değistirdiğini fark ederiz. Gece
gezerken de, ay kendisini seyredenleri izliyormus gibi olur.
71. Ay neden her zaman yuvarlak değildir?
Dünyamızdan bakıldığı zaman ayın sadece bir yüzünü görürüz. Bu, daima aynı
yüzdür. Sekli de günes-ay arasındaki açı mesafesine göre değisir. Birinci dördün
sırasında ay, uçları günesin aksi yönünde ince bir hilal seklindedir. Dolunay
sırasında ayın yuvarlağı bütün gece görülebilir. Đkinci dördün sırasında ise hilalin
uçları günese doğru çevriktir.
72. Yıldızlar neden ısık saçarlar?
Yıldızlar, yapılarında hidrojenin hâkim olduğu ve içlerinde büyük bir atomik
faaliyetin sürdüğü dev gaz kitleleridir. Atomlar sürekli sekilde birbirleriyle
çarpısırlar. Bu, akıl ve hayalin almayacağı kadar büyük hareket, ısık ve ısının
yaratıcısı olur. Su halde, yıldızlar bize ulasmak için milyonlarca ısık-yılı zamana
ihtiyaç gösteren ısın radyasyonları yayarlar. Aramızdaki bas döndürücü uzaklığa
rağmen, bu ısınları yine de görürüz.
73. Yıldızlar gündüzleri neden ısık saçmazlar?
Yıldızlar da, gezegenimize en yakın yıldız olan günes gibi, birer ısık
kaynağıdırlar. Ancak yeryüzünden çok çok uzaklarda, milyarlarca kilometre
mesafededirler. Gündüzleri gönderdikleri ısınlar, günesin ısınları tarafından
maskelendiğinden görülmezler. Geceleri ise dünyanın o bölümü gölgede
kaldığından, yıldızların ısıltısını görmek mümkündür.
74. Gökyüzü neden mavidir?
Günes ısığı renkli radyasyonların üst üste gelmesinden meydana gelmistir.
Bunlar atmosfer tabakalarını asarken, az çok enerjilerini kaybederler. Adeta
emilirler. Ama mavi ısınların emilmesi daha yavas olur. Böylece atmosfer
tabakasının derinliğine daha iyi islerler. Aynı zamanda küçük gaz parçacıkları, su
buharı ve tozlarla her yöne dağılırlar. Bu yüzden atmosferimiz mavi bir renk alır.
75. Gökyüzü ile deniz ufukta neden birlesmis gibidir?
Gökyüzünü inceleyecek olursak, yine gökyüzünden yapılmıs bir yarım kürenin
içinde merkez olarak bulunduğumuz hissine kapılırız. Kara, ufuk yönünde bir
daire ile sınırlanmıs gibidir. Merkezi de biz oluruz. Deniz kıyısında gözün taradığı
alan pek bir engelle karsılasmaz. Böylece Rayalî gökyüzü yarım küresiyle
karanın kesismesi gerçeklesmis gibi olur: Gökyüzünün denize değdiğini,
birlestiklerini zannederiz.
76. Sunî uydular neden dünyamıza düsmüyorlar?
Sunî uydu, hızına göre belirli bir yüksekliğe ulasınca, burada dünyanın çekme
gücüyle bu güce esit bir zıt güç arasında denge doğar. Bu zıt güç, sunî uyduya
dünyanın çevresinde dönebilmesi için verilen hızın sağladığı merkezkaç gücüdür.
Meydana gelen denge uydunun yeryüzüne düsmesini önlediğinden, uydu
oturduğu yörüngede dönmeye devam eder.
77. Uçaklar inise geçmeden önce neden alanın üzerinde dolanırlar?
Büyük havaalanlarında hava trafiği çok sıkısık olduğu için, hiçbir uçak vardığını
bildirmeden, kontrol kulesinin düzeltme araçlarının emrine uymadan piste
inemez. Bu arada telsiz ve radar, uçağı yönetir; hangi yükseklikte uçacağını,
ineceği pistin numarasını, in emrini uçağa ulastırır. Havaalanlarının üzerinde sık
sık özellikle kötü havalarda, inis için sıralarını bekleyen uçakların dolandıklarını
görmek mümkündür.
78. Uçaklar neden aya gidemezler?
Çok eski çağlardan beri insanoğlu kanatlardan yararlanarak kus gibi uçmayı
hayal etmistir. Kusların kanatları hem motorları, hem de kendilerini tasıyan
araçlarıdır. Uçakların ise hem motorları, hem de kanatları vardır. Ama bir uçağın,
havanın kendisini tasıyamayacağı kadar seyreklestiği uzaklıklara gitmesi
mümkün değildir. 10-15 kilometre yükseldikten sonra, modern bir uçak
çıkabileceği yüksekliğin tavanına erismis demektir. Bu yüzden de aya gidemez.
Oysa füze, ister kanatlı, ister kanatsız olsun, sekli ve tepkili motorları sayesinde,
havanın dahi olmadığı yerlere gidecek sekilde yapılmıstır.
79. Parasütçüler düserken neden yaralanmazlar?
Parasüt açılınca, tepesinde serilen alan havaya karsı büyük bir direnç gösterir.
Düsme hızı önemli miktarda azalır. Yani tas düsüsü 100 kiloluk bir ağırlığın
saniyedeki hızı 31 metre iken, parasütle bu hız saniyede 4 metreye iner. Ayrıca
sakatlanmamak için parasütçü yerle temas ederken ne gibi bir hareket
yapacağını inceleyip öğrenmistir.
80. Doğduklarında bebeklerin vücutları neden burus burustur?
Yeni doğan bebeklerin burusuk olmaları doğaldır. Aslında doğmak, bebek için
çesitli darbelerle karsılasmak demektir. Doğumdan önce bebek sıvı dolu bir kese
içinde, annesinin sırtından beslenip soluyarak yasamaktaydı. Doğar doğmaz
ciğerlerini sisirerek ilk solunum hareketlerini yapması gerekir. Deri hücrelerinin
sulanması da, yeni kosullar altında olur. Yeni durumuna uyması,
burusukluklarının geçmesi ve pek sevdiğimiz pembe yanaklı bir bebek olabilmesi
için aradan birkaç günün geçmesi gereklidir.
81. Bebeklerin disleri neden yoktur?
Dünyaya yeni gelen bebeğin altderisinin altında, dis filizi bulunur. Bu, mine ve
fildisi tabakalarını salgılayan hücrelerle, seman tabakasını meydana getirecek
olan dis kesesini barındırır. Bebek ilk dislerini ancak altı aylık olduktan sonra
çıkarır. O zamana kadar da, ana sütü ve sıvı besinlerle beslenir.
82. Süt disleri neden dökülür?
Çocukların süt disleri, çene son seklini almaya baslarken dökülür. Bundan sonra
çıkan disler, hayatın sonuna kadar kalır. Bunlar süt dislerinden daha büyüktür.
83. Bebekler neden doğar doğmaz yürüyemezler?
Bebek, yasaması için gereken bütün organlarla dünyaya gelir. Ama asıl çalısan,
sindirim ve sinir sistemleridir. Bebek isitir, bağırır, hatta kendisinde yürümek
içgüdüsü bile vardır. Bilginler de insanın neden hayvanlar aleminin en yavas
gelisen yaratığı olduğunu kesin sekilde bilmemektedirler. Asırı hassaslığı, tek
basına yiyeceğini bulma yeteneğinden yoksun olusu yüzünden de yeni doğmus
bebeğe “olgunlasmamıs” denir. Bunun sonucu olarak da, annesine ve
büyüklerine tam anlamıyla bağımlıdır.
84. Neden göbeğimiz var?
Bebek annesinin karnındayken, yine onun kanındaki maddelerle beslenir. Bu
kan, bebeğin içinde bulunduğu etene kesesine gelir. Bebek keseye göbek
kordonuyla bağlıdır. Doğum sırasında göbek kordonu da, kese de dısarı atılır.
Doktor çocukla annesi arasındaki son bağı da keser ve çocuğu bağımsız kılar.
Kesilen kordon, karnın üzerinde kaybolmayan bir yara izi bırakır. Đste buna göbek
denir.
85. Neden insanların da hayvanlar gibi kuyrukları yoktur?
Fosillerin kıyaslamalı incelenmesi sonucunda, türlerin çevrenin değisikliklerine
uyarak gelistikleri sonucuna varılmıstır. Anatomi incelemeleri sonucunda da,
yararsız hale gelen organların köreldikleri ya da tamamen kayboldukları
görülmüstür. Dört ayaklı yaratıklarda kuyruk, denge ve hareketi sağlar. Đki ayaklı
ve dik durabilen insanda pek basit bir kuyruk (son omurgalar) vardır ve o da asıl
görevini yitirmistir.
86. Bebeklere neden meme verilir?
Yeni doğan bebeklerin organizma için en uygun besinler, kalite ve miktar
yönünden anne sütünde bulunur. Örneğin C vitamini ve demir, diyastazlar ve
bebeğe bulasıcı hastalıklara karsı bağısıklık sağlayan maddeler hep anne
sütünde vardır. Bebeğin emdiği süt, ananın memesinden çıktığı anda daima
vücut ısısındadır ve mikrobik enfeksiyon tehlikesi yoktur. Ayrıca meme vermek,
çocukla anne arasında önemli bir yakınlasma doğurur ve bebeğin duygusal
dengesini olumlu olarak etkiler.
87. Neden büyüyüp boy atıyoruz?
Çocukluk çağında alınan besinlerin bir kısmı, büyümeye yarayan hücreleri
meydana getirir. Ama pek küçük dozlar halinde etkisini gösteren hormon
salgılayan iç salgı bezelerinin çalısması olmadan büyüme gerçeklesemez.
Gırtlağın altındaki tiroid ve beyindeki hipofiz ayrı ayrı birer büyüme hormonu
salgılayarak, boy atma çağının sonuna kadar kemik yapısını etkilerler.
88. Đnsan bir seye üzülünce neden ağlar?
Aldığımız kötü bir haber, duyduğumuz bir acı ya da bizi kızdıracak bir olay bir
takım duygusal tepkiler yaratır. Beynin boz tabaka merkezlerinde islenen
refleksler, hıçkırık ve titremelerle beraber gözyası akmasına sebep olur. Beynin
irade merkezi de, ıstırap taskınlıklarını kontrol eder. Sinir yorgunluklarının da
ağlama krizlerine yol açtığı bilinmektedir.
89. Neden gürültüyü değil de, müziği severiz?
Çok eski çağlarda müzik ve akustik kelimeleri birbirlerinden ayırt edilmezdi.
Gerçekten de müzikal seslerle diğerleri arasında kesin bir sınır çizmek kolay
değildir. Gürültü, türlü akortsuz seslerin bir karısımıdır ve siddetlisi kulağı rahatsız
eder. Müzik dinlerken duyulan tatlı ezgi ise, müzikte seslerin armoni yasalarına
göre kullanılmasından ileri gelir.
90. Yemek neden gereklidir?
Besinler organizmada yanarak solunum, kalp, sindirim sistemi kaslarının aralıksız
çalısması için gereken enerjiyi, bezlerin salgısını sağlarlar. Her türlü fizik ve beyin
çalısması, enerji tüketimini arttırır. Bir insanın yaptığı ise göre günde 2.400 ile
6.000 kaloriye ihtiyacı vardır. Ne kadar yemek gerektiği, atmosfer ısısına ve
kisinin fizyolojik durumuna göre değisir.
91. Neden esneriz?
Esneme, refleks olarak yapılan bir harekettir. Đnsan yediği yemekleri iyi
sindiremediği, çok yorulduğu veya çok sıkıldığı zaman esner. Sanıldığına göre
esnerken derin bir soluk alındığı için, içe çekilen havayla beraber giren oksijen
kanın oksijenini arttırarak, yorgun organizma üzerinde geçici bir kamçı etkisi
yaratır.
92. Çok yiyince neden “karnım sisti” deriz?
Đnsan fazla acıktığı zaman, midesinin kasılmalarını hissedebilir. Bir rahatsızlık,
hatta bir takım ağrılar bile duyulabilir. Aynı sekilde, yemeğin dozunu fazla
kaçırdığımız zaman da midemiz çatlayacak gibi olur. Solumakta bile güçlük
çeker, yine: “karnım sisti” sözünü söyleriz.
93. Neden her gece uyuruz?
Her türlü adale çalısması yorgunluk yaratır. Organik faaliyetlerin yürümesi için
gerekli maddeler devamlı tüketilir. Yorgunluğu yaratan da budur. Ayrıca
organizmada biriken toksin artıkları, kaslarda ve sinir sistemi üzerinde etkilerini
gösterir. Uyku sırasında ise organizma, dıs etkilerin daha az tesirinde kalır.
Yeniden enerji tüketebilecek denge ve dinlemeye kavusur.
94. Uyurken gözler neden kapanır?
Uyku sırasında beyin çalısma temposunu azaltır. Organik faaliyetler de çok
yavaslar. Bazı kaslar iyice gevser. Gözkapağını kaldıran kas da bu arada
gevseyince tabii görevini yapamaz, gözkapakları kapanır.
95. Neden rüya görürüz?
Rüyaların incelenmesi ancak son zamanlarda ayrı bir bilim dalı haline gelmistir.
Beynin elektrik faaliyetini ölçen elektroansefalogram sayesinde herkesin, hatta
bebeklerin bile, her gece hem de belirli saatlerde rüya gördüğü anlasılmıstır. Ama
hafıza rüyaların ancak bir kısmını, belirsiz olarak saklar. Anlasıldığına göre rüya
henüz iyi bilinmeyen, ama insanın ruhsal dengesi için gerekli doğal bir olaydır.
96. Saç ve tırnaklarımız kesilirken neden acı duymayız?
Cildin oldukça derininde bulunan hücreler tarafından islenen tırnak ve saçların
dibinde sinir uçları vardır. Ama bu uçlar saçın içinde dallanıp budaklanmaz. Bu
yüzden saç ya da tırnak kestirmek insana acı vermez. Ama saç veya tırnaklar
sökülecek olursa diplerindeki sinir uçları etkilenir ve büyük bir acı hissedilir.
97. Neden basımız döner?
Görme ve dokunma duygusuyla beraber, iç kulaktaki yarım daire kanallar denge
kavramımızı sağlarlar. Doğal hareketler yapılırken, beynin aldığı emirler
birbirleriyle uyusur. Ama olağanüstü hallerde refleksler birbirleriyle zor
bağdasabilir. Beyin çesitli sinirlerin kanallarından çesitli emirler alır. Bunları
yorumlamakta güçlük çektiği için, dengemizi kaybedecek gibi oluruz, basımız
döner.
98. Ağır bir çanta tasırken, kol neden sertlesir?
Ucu çatallı uzun kol kasının üst ucu ikiye ayrılıp kürek kemiğinin içine girer. Alt
ucu bir kirisle ön kol kemiğine bağlıdır. Kaslar ve kemikler hep birlikte bir kaldıraç
gibi çalısır. Ağır bir yük kaldırmak gerektiğinde, yani yerçekimine karsı gelinince,
yapıları icabı kas lifleri gerilir, kas da sertlesir.
99. Ayaklarımız neden karıncalanır?
Bacaklarımızı altımıza alıp bağdas kurarak oturmak, damarların ve kılcal
damarların sıkısmasına yol açabilir. Kan dolasımı aksar. Sıkısan yerde asırı bir
basınç, sıkısma kalkınca da, gevseyip açılma görülür. Bacakların ucunda kan
dolasımı dengesi kuruluncaya kadar “karıncalanma” denen batmalar hissedilir.
100. Yaslı kisilerin saçları neden aktır?
Ciltte olduğu gibi, saçlara da rengini melanin adı verilen bir doku boyası verir.
Aklasan saçlar, organizmada melanin eksikliğini gösterir. Organizmanın
kuvvetini kaybettiğinin belirtilerinden biridir. Ama gençlerin de saçları aklasabilir.
Bu erken ağarmanın bakır metabolizmasıyla bağlantılı olduğu ya da saç
tellerinde renklenmeyi önleyen mini mini hava kabarcıklarının varlığından ileri
geldiği sanılmaktadır.
101. Yaslı insanların yüzleri neden kırısır?
Cilt hücreleri içinde bulunan suyun bir kısmı, toksinleri atarken terle beraber
tükenir. Gençlerde tükenen bu suyun yerini, yenisi alır. Yaslı bir insanda ise
organizmanın tüketilen su yerine sakladığı miktar, yeterli değildir. Susuz kalan
cilt gerilir. Hücrelerin gerilmesi, cilt gerginliğinin kaybolmasına sebep olur. Yüz
kırısır.
102. Çiller neden olur?
Çiller daha çok sarısın, açık kumral ve kızıl saçlıların hassas ciltleri üzerinde
görülür. Boyun ve ellere de yayılabilir. Melanin adı verilen doku boyası, ciltten
baska saçlara da rengini verir. Derialtı dokusunda toplanarak, kahverengi
lekeler yaratır. Bu, organizmanın günes ısınlarına karsı korunmak için gösterdiği
bir tepkidir.
103. Kosarken kalp neden çok daha hızlı atar?
Kosu sırasında kaslar çalısır ve dokulardaki yanma olayı yoğunlasır. Oksijen
ihtiyacı artar. Oksijeni tasıyan ise kandır. Omurilikle kalbi bağlayan artosempatik
sinirler, kalp kası liflerini uyararak, kırbaçlayıcı etkisi olan bir madde islerler.
Kalp atıslarının hızı artar, gerilmelerin kuvveti yükselir. Yarıstan ancak bir süre
sonra kalp normal hızına döner. Çünkü önceden islenen kimyasal madde,
organizma tarafından hemen atılmaz.
104. Doktorların otomobilleri üzerinde neden bir yılan resmi vardır.
Çok eski çağlarda Eski Yunanlılar tıp tanrısı Eskulape’ye bir yılan armağan
ederlerdi. Efsaneye göre Hermes, iki yılanı dirlik, düzenliğin sembolü olan bir
sopayla ayırmıstı. Doktorların sembolü olan sopaya sarılmıs yılanın üzerinde,
bir de ihtiyatlılığın sembolü ayna vardır. Bu amblem, tıp bilimin evrenselliğini
gösterir.
105. Đçme suyu kürleri neden gereklidir?
Đnsanlar iyilesmek için su kürleri yaparlar. Đçlerinde madensel tuzlar bulunan,
radyoaktif veya sıcak termal suları, toprağın derinliklerinden gelerek yararlı
olurlar. Ayrıca deniz banyoları da sağlık için yararlı ve gereklidir. Günes
banyosu kürleri de kemik hastalıkları ile asırı yorgunlukların iyilestirilmesinde
etkilidir. Çok yorulmus bir sinir sistemi ise uyku kürüyle dengesine kavusturulur.
106. Bebeklere neden ası yapılır?
Çok küçük yaslarda mecburi olarak uygulanan çiçek, difteri, tetanoz, çocuk felci
ve verem asıları, bebekler arasındaki ölüm oranında çok belirli bir azalmaya
sebep olmustur. Asıyla organizmaya, çesitli yollarla güçleri azaltılmıs kültürler
ya da mikrobik toksinler verilir. Bunlar da kanda ve lenfada, organizmanın
savunma ordusu diyebileceğimiz antikorları doğurur. Bu bağısıklık uzun bir süre
devam eder. Her hastalığın türüne göre ası vardır. Her asının sebep olduğu
bağısıklık süresi de ayrıdır.
107. Mikroplardan neden korkulur?
Ağır hastalıklara sebep olan patojen mikroplardan çekiniriz. Ama mikroorganizmaların
oynadığı rol her zaman olumsuz değildir. Mayalar, küfler ve
bakteriler, alkollü içkilerin hazırlanmasına, beyaz peynirin güzel kokmasına ve
türlü nimetleri olan yoğurdun yapılmasına yarar. Mikroplar ayrıca asitlesip
acıtarak ve çürüterek mayalasmalara yol açarlar; lesleri ve bitkisel maddeleri
ayırıstırırlar. Aksi halde canlı yaratıklar artıkların arasında kaybolurlardı.
108. Biberonlar neden kaynatılır?
Her emzirmeden sonra biberon iyice yıkanıp fırçalanmalıdır. Çünkü üzerinde
kalacak en küçük bir süt izi bile, mikropların üremesi için ideal bir çevre olur. On
dakika kaynatıldığı zaman, bakterilerin hemen hepsi yok olur. Biberonun lastiği
de sterilize su içine daldırılmalıdır. Sterilize biberonlar, emzirme vaktine kadar
serin bir yerde saklanır.
109. Yemekten önce eller neden yıkanmalıdır?
Mikroplar havada, gündüzleri çesitli sebeplerle temas ettiğimiz esyaların
üzerlerinde yasarlar. Ellerimize konan, tırnaklarımızın arasına giren tozlar,
mikro-organizma, hatta parazit yumurtacıkları kaynağıdır. Bu bakımdan sofraya
oturup besin maddelerine dokunmadan önce elleri iyice yıkamak, kaçınılmaz bir
sağlık kaidesidir.
110. Kulakları neden temizlemek gerekir?
Dıs kulak içinde, kulak kiri denen yağlı bir madde olusur. Bunun birikmesi kulak
zarını tıkayabilir. Kulak zarının normal olarak titresebilmesi için, kulak kirinin
fazlası alınmalıdır. Kulaklar her sabah temizlenmeli, birikmis kir kulağı
tıkamıssa, ılık suyla kulağa lavaj yaparak kir çıkarılmalıdır. Ilık suyun içinde
gliserin ya da eter bulunmalıdır.
111. Yara – berelerin üstüne neden tentürdiyot sürülür?
Gözle görülmeyecek kadar küçük olan mikroplar hemen her yerde çevremizi
çevirmis bulunmaktadırlar. Vücudumuzun herhangi bir yerinde meydana
gelecek bir yara ve bereden ordu halinde girip bizi hasta edebilirler. Bunun
önüne geçebilmek için de bu açılan yara ve berelere hemen tentürdiyot sürülür.
Tentürdiyot, kızılla kahverengi arasında sıvı bir antiseptiktir. Đyot’un alkol veya
eterle karısımından elde edildiğinden, yara ve berenin sterilizasyonu için yani
mikroptan arınması için sürüldüğünde sıvı olan kısım hemen buhar olup uçar ve
derinin üzerinde kızıla kaçan kahverengi bir iz bırakır. Ameliyatlarda da
kullanılan bir antiseptik, bıraktığı renkli iz sayesinde sürüldüğü yerleri belirtir.
112. Neden hep aynı saatlerde yemek yemeliyiz?
Açlık hissi, organizmanın enerji tüketimi bakımından ihtiyaçlarına göre
düzenlenen bir reflekstir. Normal çalısan bir midenin bosalması için yemekten
sonra asağı yukarı dört saat geçmesi gerekir. Bu sürenin sonunda yemek
ihtiyacı yeniden kendisini hissettirir. Aynı saatlerde yemek, organizmanın
çalısma temposuyla bağlantılıdır. Uyku sırasında enerji ihtiyacı azaldığından,
uyurken açlık hissetmeyiz.
113. Sabahları kalktığımızda gözlerimiz neden çapaklıdır?
Gözün içinde, bazen ancak mikroskopla görülebilecek toz parçacıkları birikir.
Göz, kendisini bu yabancı maddelerden korumak ve onları dısarı atmak için
özel bir sıvı salgılar. Bu sıvı, göz pınarlarında ve kirpiklerde, o yabancı
maddelerle birlesir ve pıhtılasarak kurur. “Çapaklanma” denilen bu olay,
genellikle uyurken meydana gelir. Bu yüzden, sabahleyin kalktığımızda
gözlerimizi çapaklı buluruz.
114. Neden kahve uyku kaçırır derler?
Kahvede hos kokulu bazı esanslar vardır, ama ayrıca bir de azotlu madde
bulunur: Kafein. Kimyacıların XIX. yüzyılın basında ayırdıkları kafein, çayda da
bulunur. Bu madde kasları ve merkez sinir sistemini canlandırır; beynin
çalısmasını hızlandırır. Ama asırılığa kaçırılırsa, kalp çalısmasının temposu
aksar, bas ağrıları ve uykusuzluk görülebilir. Uyumayıp geç vakitlere kadar
çalısmak isteyenler, koyu çay veya kahve içerler.
115. Üsüyünce neden ürpeririz?
Cilt üzerindeki tüylerinin hepsinin dibinde kas gerilmesine yarayan ürpertici bir
kas bulunur. Ürperme, soğuğa ya da tatsız bir duyguya karsı, beyin tarafından
yönetilen bir refleks sonucu ortaya çıkan, bir savunma tepkisidir. Cilt, tıpkı
yolunmus tavukların cildi gibi, pütür pütür bir görünüs alır.
116. Nezle olunca neden burnumuzdan nefes alıp veremiyoruz?
Nezle burundaki salgıları çok arttırır. Meydana gelen iltihaplanma, sümük salan
bezlerin anormal sismesine yol açar. Normal olarak burundan nefes alırken,
burun dolduğu için soluyamadığımızdan, ağzımızla nefes almaya baslarız.
117. Bazı insanlar neden horlar?
Đnsanlar genellikle sırt üstü yatıp derin bir uykuya daldıkları zaman horlarlar.
Organizmanın dinlendiği bu pozisyonda, damak eteği, gırtlağın arkasına doğru
düser. Solunumun bu sırada meydana getirdiği titresim, açık kalan ağızda daha
da tizlesir. Kadınlar ve çocuklar da aynı sebepten dolayı horlarlar.
118. Radyografide neden kemikler görünür?
Isık rastladığı bütün cisimleri asıp geçemez. Isıkla aynı soydan olan X ısınları
ise, normal ısınlardan daha büyük bir enerji tasırlar. Saydam olmayan cisimleri
geçtikleri gibi, hassas levhaları da etkileyebilirler. Radyografi de, siyah, gri ve
beyaz bir görüntü verir. Çünkü vücudun yumusak yerleri X ısınlarını geçirir,
daha yoğun olan kemikler ise, geçirmez.
119. Arı sokması neden elimizi sisirir?
Arı sokmasıyla vücuda bir zehir girmistir. Organizma da bu zehiri atmak için
derhal çalısmaya baslar. Histamin gibi bazı kimyasal maddeler salınır. Kan
damarları genisler. Vücutta sıcaklık hissedilmesi, kızarıklık ve sislikler
bundandır. Hassas sinir uçları da kırbaçlanmıs gibi ağrı verir.
120. Bazı insanlar neden konusarak değil de, isaretlerle anlasırlar?
On sekizinci yüzyılın sonunda Almanya’da Heinecke, Fransa’da da Epée rahibi,
sağır ve dilsizlerin kendi aralarında anlasabilmeleri, öğrenip bilgi sahibi
olabilmeleri için kendilerine göre birer metot bulmuslardır. Heinecke’nin
metodunda dilsiz, karsısındakinin söylediklerini dudak hareketlerinden okur.
Diğerinde ise el ve parmaklarla alfabedeki her harfin bir isareti kullanılır. Bugün
daha çok kullanılan “phonominie” yani sesli isaret metodu ise iki tekniğin
birlesmesinden meydana gelmektedir.
121. Ekmeğin içinde neden delikler vardır?
Ekmek yapımı kimyasal dönüsümlerin sonucudur. Hamura karıstırılan maya, ilk
mayalasmayı sağlayan, mikroskopla görülebilen mantarlardan meydana
gelmistir. Bu mayalasma sırasında, ekmeğin içinde karbonik gaz baloncukları
olusur. Hamur piserken, bu baloncukların sayısı çoğalır. Bu baloncuklar,
dısarıya çıkmak isteyerek, hamurun içinde yüzeye doğru bir basınç yaparlar.
Bunun sonucu olarak ekmek kabarırken, içinde delikler meydana gelir.
122. Uzun bir süre pisirilen yumurtalar neden sertlesir?
Yumurtanın akı yani albümin, yasayan maddenin iri moleküllerden yapılmıs
belirtgeni olan koloidal bir elementtir. Yumurta ısıtılınca, beyaz kısmı sert ve
esnek bir durum alır. Buna, geriye dönüsü olmayan pıhtılasma olayı denir.
Molekülleri birbirlerine bağlayan bağlar kesinlesmis demektir. Bilhassa fosforlu
yağlardan yapılmıs olan yumurtanın sarısı ise, daha yavas sertlesir.
123. Su neden buz haline gelir?
Maddeler katı, sıvı veya gaz halinde olsalar bile, devamlı olarak hareket eden
moleküllerden meydana gelmislerdir. Bu hareket edis gazlarda en çok, sıvılarda
daha az, katılarda en azdır. Soğukluk, moleküllerin hareketlerini ağırlastırır. Her
madde, kendine has yeteri kadar düsük bir ısı derecesinde, sıvı halden katı hale
geçer. Saf su, 0 santigrad derecesinde katılasarak, içyapısında buz kristalleri
olusur.
124. Su kaynadığı zaman neden buhar çıkar?
Su, ısıtıldığı zaman, kendini meydana getiren moleküllerin hareketleri süratlenir.
Bu molekülleri birbirlerine bağlayan kuvvete karsı bir direnme baslar. Bu direnis,
molekülleri birbirlerinden uzaklasmaya zorlar. Böylece sıvı halden, buhar
durumuna geçer. Bu sırada görülen beyaz sey, duman değildir. Yukarıya
yükselmek için havayı iten su buharıdır. Ama bu sırada daha soğuk bir ortam
olan havayla temas eden su tanecikleri soğudukları için, gözle görülür hale
gelirler.
125. Su kaynadığı zaman neden tencerenin kapağı hareket eder?
Suyun kaynaması, verilen ısının molekül hareketine yetecek kadar olduğuna
isarettir. Tencerenin içindeki buhar basıncının, suyun yüzeyine yapılan hava
basıncından büyük olması, kapağın hareket etmesine sebep olmaktadır. Deniz
kıyısında havanın basıncı ortalama olarak santimetre kareye 1 kilodur. Kapağın
kendi ağırlığı da hesaba katılırsa, buharın gücünü tahmin etmek daha kolay
olur. Tencerenin içinde sıkısan buhar, kapağı itip dısarı çıkar. Kapak, tekrar eski
yerine düser. Bu olay, böylece devam edip, gider.
126. Süt neden tasar?
Yaklasık olarak 75 santigrad derecesine ulasınca, ısıtılan sütün yüzeyinde ince
bir kaymak olusur. Bu kaymak, sütün içindeki azotlu madde taneciklerinin
pıhtılasmasından meydana gelir. Isı yükselip, kaynama olayı gerçek anlamıyla
baslayınca, sıvı kitlesi hareket haline geçer. Olusan buhar, dısarıya çıkmak
isteyerek, kaymağa bir basınç yapar. Tencere içindeki seviyesi yükselen
kaymak, kendisiyle beraber bir miktar sütü de sürükler.
127. Neden termosun içine konulan su, bütün gece sıcaklığını korur?
Termos, iç içe konmus iki cam sisedir. Bunların arasındaki hava alınıp, bir
bosluk meydana getirilmistir. Böylece, iki sise arasında yalıtkan bir ortam
yapılmıstır. Bunun sonucu olarak, içeriden dısarıya ve dısarıdan içeriye sıcaklık
ve soğukluğun çıkıp girmesi sınırlanmıstır. Sıcaklık ve soğukluğun yansıma
yoluyla kaybolmasını önlemek için de, siselerin iç ve dıs yüzeyleri gümüs
tabakasıyla kaplanmıstır. Siselerin ortak ağızları, kötü bir iletken olan mantarla
kapatılmıstır. Çarpmalar sonunda kırılmaları önlemek için de, cam siseler
metalik bir kabın içine yerlestirilmislerdir. Bu metalik kapla cam siseler arasında
mantar veya kötü iletken maddelerin liflerinden yapılmıs tamponlar vardır.
Kapağı iyice kapatıldığı takdirde, çesitli yalıtkan faktörlerin bir araya geldiği
termosun içine konulan sıcak veya soğuk su, ilk andaki ısısını saatlerce korur.
128. Suyun içine atılan seker neden erir?
Seker suyun içinde erimez. Isıtılınca erir. Suyun içinde çözünür. Yani, seker
molekülleri su moleküllerinin arasında serbest kalır. Sekerin tümü, bazı
yoğunluk sınırları içinde mükemmel olarak sabit kalır.
129. Dolu bir bardağa çakıl tası atılınca, su neden tasar?
Su, bir sıvıdır. “Kohezyon” adı verilen, molekülleri birbirine bağlı tutan kuvvet,
suda bir hayli zayıftır. Bu sebeple, suya mükemmel bir katılık sağlayamaz. Çakıl
tası, sudan daha yoğun olduğu için, hacmine esit miktarda suyu dısarıya iter.
Yer değistiren bu su, bardağın çeperlerinin direnmesi sebebiyle, yüzeye doğru
çıkmaktan baska bir sey yapamaz. Kendine yer bulamadığı takdirde, bardaktan
dısarıya akar.
130. Tas neden suyun dibine batar?
Suya atılan bir tas, iki gücün etkisinde kalır: 1)Ağırlığını ve dibe batmasını
sağlayan yerçekimi gücünün etkisi; 2)Yerçekimi gücünün etkisini yok etmeye ve
onu kendi yüzeyinde tutmağa çalısan suyun direnisi. Çakıl tası, sudan daha
yoğun olduğu için, dibe çöker. Sünger tası gibi yoğunluğu sudan az olsaydı,
suyun yüzeyinde kalabilir ve yüzebilirdi.
131. Suyun içinde kendimizi neden daha hafif hissederiz?
Suya batırılan bir cisim, hacmi kadar suyun yerini değistirir. Aynı cisim
karadayken, yukarıdan asağı doğru etki yapan yerçekimi gücüyle çekilir. Suyun
içinde ise, yer değistirdiği suyun ağırlığına esit olan bir güçle asağıdan yukarıya
doğru itilir. Bu da, yer değistirdiği suyun ağırlığı kadar hafiflediğini gösterir. Bu
nedenle, suyun içindeyken kendimizi karadakinden daha hafif hissederiz.
132. Maden suyu neden dilimizde hafif bir iğnelenme duygusu uyandırır?
Maden suları, kaplıca kaynaklarından elde edilir. Toprağın derinliklerinde kaynar
durumda olan bu su, geçtiği bölgelerdeki madensel tuzları eriterek, kendi
yapısına alır. Bu sırada, karbonik gaz yapan elementleri de almıs olur.
Yeryüzüne çıktıktan sonra siselere konularak, evlerimize kadar gelir. Đçindeki
karbonik gazın azlığına veya çokluğuna göre, bu maden suyunda az veya çok
hava kabarcıkları görürüz. Dilimizdeki iğnelenme duygusu da, bu oranda azalır
veya çoğalır.
133. Kolonya neden elimizde soğukluk hissi uyandırır?
Eter, süratle buharlasan bir sıvıdır. Buharlasması için, odanın normal sıcaklığı
yeter. Daha baska bir deyimle eter, bulunduğu ortamın ısısını alarak, sıvı
halden gaz haline geçer. Elimize eter sürdüğümüz zaman, bu sıvı cildimizin
ısısını alarak, buhar haline geçer. Bu buharlasma olayı ne kadar süratli olursa,
soğukluk duygusu da o kadar kuvvetli olur. Terlediğimiz zaman, terin cildimizde
buharlasmasıyla, bir soğukluk hissine kapılırız. Bu da, sağlığımız için zararlıdır.
134. Neden bu sarap 110 derecedir deriz?
Sarap için kullanılan “derece” deyiminin, ısı için kullanılanla hiçbir ilgisi yoktur.
Sarap, maden tuzları, su ve alkol karısımı bir sıvıdır. Alkol derecesi, bu
karısımın yoğunluğunu belirtir. Sarabın 110 olması için, 100cm3 sarabın içinde
11cm3 saf alkol bulunması gerekir. Sarabın içindeki alkol miktarı, Gay-Lussac’ın
kesfetmis olduğu “alkometre” adı verilen özel bir araçla ölçülür.
135. Ates neden bizi yakar?
Alev, ısı enerjisi tasıyıcısıdır. Isı ve ısık verir. Birçok cisim yanar. Yani, yeni
cisimlerin olusmasına imkan vermek için, havanın oksijeniyle birlesir. Cisim
yeteri kadar ısı derecesiyle karsı karsıya kalınca, bu oksitlenmeler cismin
cinsine göre değisik olarak siddetlenir. Kağıt, odun, gaz, deri ve baska cisimler,
atesin sıcaklığı kendi ısılarını yeteri kadar yükseltince, yanmağa baslarlar.
136. Kömür ve odun neden yanar?
Odunun esas maddesi karbondur. Bitkilerin, milyonlarca yıl toprak altında
kalarak yavas ayrısmasıyla olusan kömür için de aynı seyi söylemek gerekir. Bu
yavas ayrısma sırasında karbon olduğu gibi kalmıstır. Karbon, çok kolay yanan
bir maddedir. Yani, ısık ve ısı vererek, havanın oksijeniyle kolaylıkla birlesir. Bu
sebeple, odun ve kömür, en iyi yakacaktır.
137. Neden “odun kömürü” deriz?
Taskömürü, bitkilerin toprak altında milyonlarca yıl kalmasıyla biriken
karbondur. Odun yığınları, özel fırınlarda kontrollü ve tamamlanmayan bir
tarzda yakılırlarsa, delikcikleri olan, hafif ve siyah bir cisim elde edilir.
Mükemmel bir yakacak olan ve “odun kömürü” adı verilen bu cismin esas
maddesi, taskömüründe olduğu gibi karbonudur.
138. Isıtılınca sekerin rengi neden değisir?
Gerek pancardan, gerekse seker kamısından elde edilen seker, glüsid bir
madde olup, ısı etkisiyle ayrısır ve yeni maddeler meydana getirir. Đyice ısıtıldığı
zaman, içindeki su buharı incecik damlacıklar halinde uçar. Rengi kahverengiye
dönüsür. Yanıcı gazlar çıkarak kitleyi kabartır. En sonunda kabarık, siyah,
parlak ve delikli bir madde kalır. Bu, seker karbonudur.
139. Gübre yığını neden tüter?
Çiftçiler, içine hayvan pisliklerinin de karıstığı ahırların ottan hayvan
yataklıklarını ve bitkisel artıkları bir yığın halinde toplar, bunları nemli olarak
saklarlar. Bu yığının çürümesiyle gübre elde edecektir. Yığında yoğun bir
kimyasal faaliyet vardır. Đçindeki mayaların etkisiyle selüloz ve hayvan sidiği
çürüyüp ayrısır. Meydana gelen yanma, ısı yaratır. Gazlar yükselmeye
baslayarak yığının üzerinde ince bir duman halini alır.
140. Kapalı yerde fotoğraf çekerken neden baska ısık kullanılır?
Fotoğrafın öncüsü olan Niepce, bir manzaranın fotoğrafını çekebilmek için 8
saat poz veriyordu. Bugün ise fotoğraf filmleri son derece hassastır. Poz verme
süresi, saniyenin bölümleri ile ölçülmektedir. Yeter ki filmi etkileyecek ısık
kaynağı bol olsun. Đyi aydınlatılmamıs bir odada uzun bir süre poz vermemek
için, ısık, spot adı verilen özel lambalar ya da flasla arttırılır.
141. Projeksiyonda gösterilen film, neden aslından daha büyük görünür?
Bir projeksiyon aracının temel parçası olan objektif, çesitli yakınsak merceklerin
birlesimidir. Fotoğrafın objektife uzaklığı, merceğin odaksal uzaklığından biraz
daha çoksa, ters bir gerçek görüntü elde edilir. Đyice aydınlatan fotoğraf, sabit
perde üzerinde düz bir görüntü seyredebilmek için, ters olarak konur. Perdenin
araçtan uzaklığı iyice ayarlanır. Objektif sağa sola çevrilerek fotoğrafın
mercekten uzaklığı düzenlenir ve netliği sağlanır.
142. Mavi ile sarı karıstırılınca neden yesil elde edilir?
Mavi boya içinde bulunan doku boyaları, mavi ısınlar hariç, bütün ısık ısınlarını
emerler. Sarı boyanınkiler, sarı ısınlar hariç, ısık ısınlarını emerler. Bu iki boya
birbirleriyle karıstırıldığı zaman yesil ısınlar emilmeden kalır. Buna mukabil doku
boyalarının değil de, ısığın kırmızı ısını ile yesil ısını karıstırıldığı zaman ise sarı
renk elde edilir.
143. Neden sabun köpüklerinin içinde bütün renkler görülür?
Isık, saydam bir çevreden bir diğerine geçince; kırılır, bölünür. Yani yapısında
bulunan çesitli ısınlar, her ısının belirtisine göre kırılır. Bir diğer deyimle, sabun
köpüğünü asan günes ısığı ayrısır ve kırmızıdan mora kadar, günesin bütün
renkleri görülür.
144. Top havaya atılınca neden yere düser?
Bir topun dibine ayakla vurunca top gökyüzüne doğru yükselir; ama yükselis
hızı her an biraz daha azalır; sonunda da bu yükselis ilk itis gücüne göre
değiserek, bir noktada durur. O andan itibaren top artık yerçekiminin emrindedir.
Yere yönelerek düsmeye baslar. Elastik olduğu için defalarca sıçrayabilir, ama
sonunda yerçekimi galip gelecektir.
145. Prize fis sokarken neden bir serare çıkar?
Elektrik prizlerinin iki ucu arasında elektrik potansiyeli farkı vardır. Buna rağmen
hava izolan rolü oynadığı için, hiçbir akımı geçirmez. Fis prize yaklastırılıp
sokulurken, bir an gelir ki, aradaki hava tabakası akımının geçmesini
önleyemeyecek kadar azalır. Böylece fis prize tam geçmeden, bir serarenin
çıktığı görülür. Aynı olay fisi prizden çekerken de görülür.
146. Bir anahtar neden yalnız bir kapıyı açar?
Anahtarlar, büyüklükleri ve biçimleri bakımından birbirlerinden ayrılırlar. Ancak
belirli bir kilidi açabilmeleri için, kilidin içinde tıpkı anahtardakine uyan dökme
girinti çıkıntılar bulunur. Bunlardan biri farklı yapıda olsa, anahtar deliğe
giremez, girse de kilidi çeviremez.
147. Bazı günler ahsap kapı ve pencereler açılırken neden zorlanır?
Tahta, içinde besisuyunun dolastığı damarlardan meydana gelmistir. Nemli
havalarda atmosferde bulunan mini mini su damlacıkları, hücrelerin iç
yüzeylerinden sızar ve tahtanın hacmi genisler. Sabit bölümlerle çerçeve
arasındaki sürtüsme artar, kapı ve pencereleri açıp kapamak, yağıssız havalara
oranla çok daha zor olur.
148. Pencere camları neden buğulanır?
Mutfaktaki pencere camlarının yüzeyini sık sık küçük su damlacıkları kaplar.
Yemek piserken olusan su buharı, soğuyan pencere camlarına değince, ısı
kaybederek yoğunlasır. Yağmurlu günlerde de atmosfer su buharıyla yüklüdür.
Buharlasma en yüksek noktasına varınca, buhar daha iri damlacıklar halinde
duvar ve pencerelerin üzerinde toplanır ve sanki duvar ve pencereler
“terliyormus” hissini verirler.
149. Parkeler geceleri neden çıtırdar?
Tahta, ısı ve nem değisikliklerinden etkilenir. Böylece mobilya ya da parkelerde
genisleme veya büzülme hareketleri meydana gelir. Geceleri her taraf çok daha
sessiz olduğundan gündüzlere oranla en küçük gürültüler bile daha iyi isitilir.
Ayrıca bu “gece cümbüsü”nün sebeplerinden biri de çesitli böceklerin
faaliyetleridir.
150. Neden “yerin kulağı var” derler?
Duvar, tavan, döseme gibi yerler kulak zarı gibidir ve sesleri titresimlerle
geçirirler. Bir oda içinde söylenenler, hava ve duvar aracılığıyla yayılır ve
yandaki odadan alt veya üst kattan da isitilebilir. Sır olarak kalması gereken bir
sey söyleneceği zaman çevredeki hava kadar, “kulağı olan duvarlar”dan da
sakınmak gerekir.
151. Anten neden damların üstüne konur?
Televizyonun görüntü ve seslerini tasıyan radyo-elektrik dalgaları, asağı yukarı
ısık gibi yayılırlar. Önlerine çıkabilecek engeller (bir dağ veya apartman gibi),
bunları durdurabilir. Bu sebeple televizyon antenleri vericiyi “görecek” sekilde ve
yayını en iyi haliyle alabilmek için, damların orta yerine ve mümkün olduğu
kadar yükseğe kurulur.
152. Neden “kuyruklu piyano” denir?
Kuyruklu piyanonun telleri ve armoni tablosu, yatay olarak yerlestirilmistir.
Yapısındaki zariflikle hantal görünüsü hafifletilen piyanonun dısı, içyapısının
biçimini izler. Bu yüzden de kuyruğa benzeyen bir çıkıntıyla bitmis gibidir.
153. Bazı kol ve duvar saatleri neden kurulur?
Bir duvar veya kol saatinin akrep ve yelkovanının hareketi bir ağırlığın asağı
inisi veya bir zembereğin bosalması ile mümkün olur. Akrep ve yelkovanın
dönüsü için gereken güç, ağırlık veya zemberekte biriken gücün değismis
seklidir. Bir duvar veya kol saatini kurmak, adale gücünü, mekanik güç veya
potansiyel güç haline getirmek demektir. Bu güç de daha sonra zamanın akısını
ölçmek için kullanılır.
154. Soba borusunun neden bir anahtarı vardır?
Odun ve kömür, havadaki oksijen olmadan yanamaz. Oksijen, yakıt kütlesinin
içinde dolasmalıdır. Sobanın anahtarı, ucundaki bir levhayı döndürür. Anahtar
çevrilince, boru da kapanır. Ve böylece havanın dolasması ve yanıcı olmayan
gazların bosalması engellenir, neticede de yanma yavaslatılır. Levha gazların
dolasmasını tamamen engelleyemeyecek sekilde yapılmıstır. Aksi halde zehir
olan karbonik gaz ve karbon oksidi, odaya sızarak, zehirlenmeye ve hatta
ölüme sebep olabilir.
155. Kibritlerin uçları neden renklidir?
Belirli bir ısıya ulastığı zaman, tahta yanar. Kibrit çöpünün ucunda, bir fosfor ve
kükürt karısımı vardır. Fosfor 50 santigrat derecesine yakın bir ısıya ulasınca
kolayca alev alır. Çok yanıcı bir madde olan kükürt de, fosforun ani yanısını
devam ettirir. Hafif bir sürtme, fosforun yanması için yeterli ısıyı sağlar.
Ardından kükürt, sonra da önceki maddelerin yanarak ısıttığı kibrit çöpü tutusur.
156. Odanın tavana yakın kısmı neden daha sıcaktır?
Sıcak hava, soğuk havadan daha az yoğundur. Molekülleri gittikçe artan bir
hareketlilik içindedir ve yükselmeye yatkındır. Tavana yakın yerde sıcak hava
kitlesi birikir, soğuk hava asağı doğru iner. Đste bu olayı uygulayan Montgolfier
kardesler sıcak hava ile sisirilmis ilk balonu yapmıslardır.
157. Kızgın tavanın üzerinde su neden mini mini tanecikler halinde yuvarlanır?
Su tanecikleri çok kızgın bir madensel yüzey üzerine dökülünce, hızla hareket
eden ve ağır ağır buharlasan yuvarlar meydana gelir. Bu olay, madensel
yüzeyin ısısı, suyun kaynama derecesinden yüksekse gerçeklesir. Böylece su
damlasının dıs kısmı buhar haline gelir ve bir perde gibi, suyla kızgın yüzeyin
birbirlerine değmesini engeller, damlacığın yuvarlanmasına sebep olur. Bu
olaya “kızma” denir.
158. Su, atesi neden söndürür?
Çok miktarda dökülen su, atesle hava arasında yalıtkan bir tabaka meydana
getirir. Oksijensiz kalan ates de söner. Buna karsılık damlacıklar halinde
sıkılacak su ise atesi körükleyebilir. Kızgın kömür, suyu ayrıstırıp, yanıcı bir gaz
meydana getirir. Bu gaz karbonmonoksit ve hidrojen karısımıdır. Bu bakımdan
atesin üzerine derhal ve bol miktarda değil de, azar azar su sıkılacak olursa, bu,
yangını daha da büyütür.
159. Đçine çok sıcak su konan bardak neden çatlar?
Cam, ısıyı zor iletir. Ani ısı değisiklikleri ile karsılınca, sıcak suyla temas eden iç
yüzeyi, dıs yüzeyinden çok daha çabuk genlesir. Cam kitlesinin içinde, camın
niteliğine, yani genlesme katsayısı, ısı iletme yeteneği ve kitlenin esnekliğine
göre, kopmaya kadar varan çatlaklar meydana gelir.
160. Küçük buz parçaları suyun içinde neden yüzerler?
Su donunca, hacmi artar. Bu bakımdan buzun hacim kitlesi, suyunkine oranla
daha düsüktür. Gazoz ve diğer meyve sularında suyun içine ayrıca seker,
gazlar ve koku veren maddeler katılmıstır. Bu yüzden de buz parçalarının
yoğunluğu kendilerini tasıyan sıvıya oranla daha düsük olduğundan, üzerinde
yüzerler
161. Süt neden kesilir?
Sütün içinde sıvının kimyasal değisikliklerine sebep olan bakteriler ve bazı süt
mayaları vardır. Laktoz denilen süt sekeri laktik asit haline dönüsür. O zaman,
kazein dediğimiz incecik protid molekülleri yeni olusan çevrede erimis durumda
kalmalarına imkan olmadığından bir araya gelerek pıhtılasırlar
162. Kahve neden çekilir?
Kahve kendine has kokusunu ve tadını, kavrulması sırasında, çekirdeklerinin
içinde bulunan çesitli maddelerin kimyasal değisikliğe uğramasıyla elde eder.
Bu maddeler kaynar su içinde erirler. Kahveyi çekerken elde edilen ince toz,
kokulu maddelerin su içinde daha çabuk erimesine ve lezzetin artmasına yol
açar.
163. Ekmek iki-üç gün geçince neden kaskatı olur?
Pisirildiği halde, fırından çıktığı sırada ekmeğin içinde yine de mini mini
parçacıklar halinde su vardır. Ekmeğe esnekliğini sağlayan bu su kısa bir süre
sonra buharlasıp uçar; ekmek kuruyup katılasır. Ekmek su geçirmeyen bir örtü
içinde saklanırsa nemini bir süre daha korur, daha yavas bayatlar. Naylon
torbalarda saklanan ekmeklerin çok daha geç kurumalarını örnek olarak
gösterebiliriz.
164. Bazı kadehler neden tın tın öter?
Bir bardağa vurulunca camının cinsine, kalınlığına, sekline ve çoğu zamanda
içinde bulunan sıvının miktarına bağlı belirli bir frekans ile titremeye baslar: Bu
titresimler havaya geçerler ve bazı kosullar altında da “rezonans” olur ve
müzikal sesler çıkabilir.
165. Küçük çocuk bisikletleri neden dört tekerleklidir?
Bisikletin dengede olabilmesi için, ağırlık merkezinden geçen düsey doğrunun,
tekerleklerin değdiği yer içinde bulunması gerekir. Ek tekerlekler, iste bu
dengeyi sağlar. Çocuk, bisiklete binmeyi iyice öğreninceye kadar, aracın denge
alanı ek tekerleklerle genisletilir. Çocuk da, bisikletin dengesini sağlamaya
çalısmadan ve düsmekten korkmaksızın, onu daha çabuk yönetmeyi öğrenir.
166. Banyonun küvetindeki su bosalırken neden çevrinti yapar?
Banyo küvetindeki su bosalıp giderken, kanalizasyon tarafından kuvvetle emilir.
Bunun sonucu olarak, su, bir huni içi gibi çukurlasır ve büyük bir hızla döner.
“Su çevrintisi” adı verilen bu dönüs, Kuzey Yarımküre’de bir saatin akrep ve
yelkovanın döndüğü yönde, Güney Yarımküre’de ise bunun tersi yönde meydan
gelir.
167. Demiryolu üzerinde neden renkli ısıklar bulunur?
Demiryolu üzerinde bulunan ve otomatik olarak çalısan renkli ısık levhaları,
trenlerin çarpısmasını önlemek ve bir makas yerine yaklasıldığını göstermek
için konulmustur. Levhada yesil ısık yanıyorsa, yol açık demektir. Bir yesil, bir
sarı ısık makiniste ilk ihtardır. Đki sarı ısık, trenin yavaslamasını, bir kırmızı ısık
ise durmasını gerektirir. Đki kırmızı ısıkta, tren derhal durmak zorundadır. Makas
yerlerinde beyaz yuvarlak “geç”, mor kare de “dur” isaretidir.
168. Su kayağı yapanlar neden denize düsmezler?
Su kayağı yapanın ayaklarında, kısa fakat oldukça genis birer kayak vardır.
Kayakçı, saatte 50 kilometre hızla giden bir deniz motoruna bağlı, 20 metre
uzunluğunda bir üçleme halatını eliyle tutar. Su, hızlı hareketlere karsı büyük bir
direnç gösterir. Ancak, kayakçının dengede kalabilmesi, suyun üzerinde sağa
sola hızla hareket edebilmesine bağlıdır. Bu hız, saatte 35 kilometrenin altına
düsmemelidir. Kayakçı vücudunu arkaya doğru yatırarak, ipin çekme gücüne
karsı koyar.
169. Trafik polisleri geceleri neden beyaz eldiven takarlar?
Gece olunca görme gücü azalacağı için, trafik tehlikeleri çoğalır. Bu bakımdan,
genellikle koyu renk üniforma tasıyan trafik polisleri, isaretleri iyice görülebilsin
diye, geceleri beyaz kasket ve beyaz eldiven kullanırlar. Zira beyaz renk, en
zayıf ısığı bile yansıtır; buna karsılık koyu renk, ısığı emer. Trafik polisleri,
yağıslı ve sisli havalarda beyaz yağmurluk giyerler.
170. Kar yağınca yollara neden tuz dökerler?
Saf su, 0 santigrat derecesi ısıda donduğu halde, tuzlu su, bundan daha düsük
bir ısıda donar. Bu durumda göz önüne alınarak, sehrin karla örtülen yollarına
tuz dökülür. Böylece karın, özellikle havanın daha da soğuduğu gece
saatlerinde buzlasması ve bunun sonucu, yolların kayganlasması önlenmis olur.
Tuz, kara ve buza sıcaklık vererek, onların kolay erimesini sağlar.
171. Fıskiyenin suyu neden toz bulutu gibi dağılarak düser?
Fıskiyenin suyu, yerçekimine karsı koyabilecek bir basınçla fıskırır. Fakat bir
yere kadar yükseldikten sonra artan ağırlığına dayanamayıp, eğriler çizerek
düsmeye baslar ve düserken de, hava tarafından frenlenir. Ancak su, havanın
direncine karsı koyabilmek için damlacıklara bölünür ve adeta toz bulutu
görünümünde, havuza iner.
172. Su boruları kısın neden patlarlar?
Suyun özelliklerinden biri de, her sıvı gibi, donunca hacminin genislemesidir. Bu
genisleme yüzünden, donan su, içinde bulunduğu kabın çeperlerine öyle büyük
bir basınç yapar ki, kabı patlatabilir. Đste, kısın çok soğuk havalarda, su
borularında, kanalizasyonlarda görülen patlamaların nedeni budur.
173. Bazı aletler neden paslanırlar?
Normal ısıda demir, havanın oksijeniyle birleserek, demir oksiti meydana getirir.
Nemli havada ise, demir, hidratlı demir oksitle kaplanır ki bu, pastır. Pas,
gözeneklidir; havayı ve nemi geçirir. Madenin içine doğru isleyerek onu çürütür.
Gres ya da zeytinyağı, pası bir ölçüde önler. Đyi aletler, içinde krom ve nikel
bulunan, paslanmaz çelikten yapılırlar.
174. Duvarcı neden çekülden yararlanır?
Bir cismin dayandığı düzlem üzerindeki dengenin sürekli olabilmesi için,
merkezinden geçen düsey doğrunun bu düzlem içinde bulunması gerekir.
Yoksa duvarın çökme tehlikesi doğar. Çekül, yerçekiminin yönünü gösterir.
Yerin birbirine çok yakın iki noktasında, düsey doğruları birbirine paraleldir.
Duvarcı ustası da duvarın düseyliğini, çekülün yönüyle karsılastırarak sağlar.
175. Fabrikaların bacaları neden çok yüksektir?
Fabrikaların bacalarından çıkan dumanda, insanı zehirleyen gazlar vardır.
Havanın kirlenmesini önlemek için, kanun, sanayicileri birtakım tedbirler almaya
zorlamıstır. Bu nedenle fabrikalar dumanlarını, çevrelerinde oturanların
sağlığına zarar vermeyecek sekilde, yüksek bacalarıyla yukarılara bosaltırlar.
Ancak bu tedbir de yeterli değildir. Özellikle büyük sanayi sehirlerinde yasayan
halk, havanın kirliliğinden sikayet etmektedir.
176. Bugün neden dünden baska bir gündür?
Zaman, geçmisten geleceğe doğru, dönüsü olmaksızın akıp gider. Dünya, kendi
ekseninin çevresinde durmadan dönerek geceyi ve gündüzü meydana getirir.
Đnsanların yasama düzenini geceler ve gündüzler belirler. Zaman, kum
saatinden tutun da, en hassas kronometreye varıncaya kadar, çesitli aletlerle
ölçülür. Zamanın birimleri, küçükten büyüğe doğru sunlardır: Saniye, dakika,
saat, gün, hafta, ay, yıl, yüzyıl. Takvim, gelecek zamanı düzenler ve geçmis
zamanı bölümler.
177. Gölgemiz neden hep bizimle gelir?
Vücudumuz saydam olmadığı için ısığı geçirmez. Gölgemiz, vücudumuzun,
ısıklı bir yerde ısığın yolunu keserek meydana getirdiği karartıdır. Gölge,
kendisini meydana getirenin hareketlerine uyar ve onunla aynı zamanda
hareket eder. Isık kaynağının yok olmasıyla gölgede yok olur. Tiyatroda,
sahneye çok kuvvetli ısık verilerek, oyuncuların ve dekor esyanın gölge
yapmaları önlenir.
178. Gölgemizi neden çiğnemeyiz?
Gölgemiz, vücudumuzun o andaki durusunu yansıtır. Kımıldadığımız,
yürüdüğümüz, kostuğumuz zaman, gölgemiz de bizimle birlikte kımıldar, yürür,
kosar, yani vücudumuzun hareketleri olduğu gibi taklit eder. Nitekim, “birini
gölge gibi takip etmek” deyimi, o kimsenin “pesini bırakmamak” anlamında
kullanılır. Bununla birlikte insanın ayaklarının gölgesi üzerinde yürüyebildiği ve
vücudunun gölgesi üzerine uzanabileceği düsünülebilir.
179. Türk Bayrağı neden kırmızı zemin üstüne beyaz ay-yıldızdır?
Türkler, Đslamiyeti kabul etmeden önce ve sonra, çesitli bayraklar
kullanmıslardır. Osmanlı Türklerinin 14’üncü yüzyılda beyaz, 16’ıncı yüzyılda
kırmızı bayrakları vardı. Bugünkü bayrağımızın temeli olan kırmızı zemin üstüne
beyaz ay-yıldız, 1860’ta resmi bir sekil almıs, 29 Mayıs 1936’da çıkan bir
kanunla da Türk Bayrağı’nın kesin biçimi ve oranları tespit edilmistir.
180. Neden okula gideriz?
Okula giden bir kimse, yalnız okuyup yazmayı, sayı saymayı öğrenmekle
kalmaz; düsüncesini ilerletir, aklını ve zekasını gelistirir, bilgi dağarcığını
zenginlestirir. Türkiyemizde ilköğrenim parasız ve mecburidir. Đlkokuldan sonra
öğrenim “orta” ve “yüksek” olmak üzere ikiye ayrılır. Orta öğrenim, ortaokul ve
liselerle, meslek ve teknik okullarında, yüksek öğrenim ise üniversite ve yüksek
okullarda yapılır.
181. Kağıt paralarda neden bir de saklı resim vardır?
Devlet, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı aracalığıyla
altın yedeklerine ya da günün ekonomik ihtiyaçlarına göre kağıt para bastırır.
Kağıt paraların taklit edilmesini iyice zorlastırmak için, kağıt hamurunun girdiği
madensel dokulu musamba, özel bir madensel motifle gereçlendirilmistir. Ancak
ısığa tutulunca görülen bu motife “filigran” adı verilir.
182. Pul neden zarfın sağ üst kösesine yapıstırılır?
Pul, mektubun gideceği yere kadar tasınması karsılığında alınacak parayı
gösterir. Postanelerde pullar damgalanır. Damgalama isini yapan memur,
makine hızıyla çalısırsa, is çabuk yürür. Bütün zarfların üzerinde pul hep aynı
köseye yapıstırılacak olursa, isin hızlandırılması da gerçeklesir. Otomatik
makinelerle yapılan damgalamada ise pulun sağ üst köseye yapıstırılması
zorunlu hale gelir.
183. 23 Nisan günü neden iki bayramı bir arada kutluyoruz?
Büyük Atatürk’ün önderliğinde Kurtulus Savasımızı yöneten Türkiye Büyük
Millet Meclisi, ilk toplantısını 23 Nisan 1920 günü yapmıstı. Bu tarihi olay, Yeni
Türkiye’nin temeli ve ulusal egemenliğimizin baslangıcıdır. Ulusumuzun en
değerli hazinesi ve en büyük ümidi ise, Türk çocuklarıdır. Çünkü Türkiyemizi ve
ulusal egemenliğimizi korumak, gelecekte Türk çocuklarının görevi olacaktır.
Đste bu bakımdan, her yıl 23 Nisan gününü, Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramımız olarak kutlamaktayız.
184. Dini bayram günlerinde neden büyüklerin eli öpülür?
Müslümanların iki büyük dini bayramı vardır: Ramazan Bayramı ya da öbür
adıyla Seker Bayramı, Kurban Bayramı. Ramazan Bayramı oruç tutulan
Ramazan ayı sonunda, Kurban Bayramı ise ondan iki ay on gün sonra kutlanır.
Bu kutsal günlerde, müslümanlar, yakınları ve tanıdıklarıyla bayramlasırlar, yani
birbirlerinin bayramını kutlarlar. Küçükler, saygı belirtisi olarak, büyüklerin
ellerinden öperler. Yasıt olanlar ise el sıkarlar.
185. Ana caddelerde neden iki yaya kaldırımı arasına beyaz çizgiler çizilmistir?
Özellikle büyük sehirlerin cadde ve meydanlarında, trafik yoğun olduğundan,
yayaların karsı kaldırıma geçmesi tehlikelidir. Bu tehlikeyi önlemek için, cadde
ve meydanın iki yakası arasına, birbirine paralel çizgiler çekilmistir. Bu çizgiler,
yaya geçitlerini belirtirler. Tasıt araçları, bu geçitlere yaklastıkları zaman,
durmak ya da yavaslamak suretiyle yayalara yol verirler.
186. Sehir içinde klakson çalmak neden yasaktır?
Siddetli ve sürekli gürültü, kulaklarda bir acı duyumu yarattıktan baska,
solunum, kan dolasımı, kalp ve özellikle sinirler üzerinde olumsuz etki yapar.
Yedi metre ötede çalınan bir klakson sesi, bes metre ötede kükreyen bir aslanın
sesinden, siddet bakımından farklı değildir. Özellikle küçük çocuklar ve hastalar,
klakson sesinden çok rahatsız olurlar. Trafik kanununca konulan, sehir içinde
klakson çalma yasağı, sehirlinin ruh sağlığı için alınmıs bir tedbirdir.
187. Sehirlerin baslıca meydanlarına neden anıtlar dikilmistir?
Anıtlar, uluslarına ve ülkelerine büyük yararları dokunmus insanların ya da o
ülke ve ulusun tarihinde önemli yeri bulunan bir olayın anısını kusaklar boyunca
yasatmak amacıyla yapılmıs heykeller veya mimarlık eserleridir. Sehirlerin süsü
olan bu anıtlar, herkes tarafından görülsün diye genellikle en büyük meydanlara
dikilir. Türkiyemizin hemen her sehrinde ve büyük kasabalarında, bir Atatürk
anıtı vardır.
188. Neden bazı kimseler için “kitap gibi konusuyor” denir?
Kitap dili, konusma dilinden farklı bir dildir. Kitapta anlatılan düsünceler,
konusmayla anlatılan düsüncelerden çok daha derli toplu, düzgün ve ustaca
ifade edilmistir. Đste bazı kimseler de, ifadelerine pek fazla dikkat edip,
kelimelerini özene bezene seçerek konusurlar. Böyleleri için, “kitap gibi
konusuyor” denir. Ancak, bunlar arasında, konusurken bilgiçlik taslayıp gülünç
duruma düsenler de yok değildir.
189. Bazı kimseler neden beyaz bastonla dolasır?
1931 yılında Fransa da, d’Herbemont adında bir iyiliksever kadın, körlerin
güvenliği konusunu ele almıs ve kendilerine belirli bir isaret olarak beyaz bir
baston verilmesini teklif etmistir. Bugün bu ülkede ve diğer birçoklarında, görme
gücü, normal görme gücünün onda biri oranında veya bunun altında olmak
gerekir. Memleketimizde körler, kollarındaki 3 siyah noktalı sarı bant ile
tanınırlar.
190. Mücevherler neden genellikle altındandır?
Altın, essiz parıltısı yüzünden, çok eski çağlardan beri süs esyası, yapımında
kullanılır. Solmayan, kararmayan, paslanmayan, kolayca silinebilen ve rahatlıkla
islenen bir madendir. Az bulunur ve büyük emeklerle elde edilir. Altın bütün
dünyada bir zenginlik sembolü, bir değer birimidir. Altın mücevherler,
kıymetinden hiçbir sey kaybetmeyen bir sermaye gibidirler. Paranın değeri ne
kadar düserse düssün, altın, değerini daima muhafaza eder.
191. Neden yerin altında metro yapılıyor?
Yirminci yüzyılın basında, büyük sehirlerin bugünkü gibi bir trafik sorunu yoktu.
Zamanla, sehir içindeki gidis-gelis ihtiyacının artması, tasıtların çoğalması, yeni
yolların açılmasını gerektirdi. Ancak, bunlar da kafi gelmeyince, yeraltında,
“metro” denilen demiryolu sebekelerinin yapımına baslandı. Metrolar sayesinde,
çok sayıda yolcu, düzenli olarak ve büyük bir hızla tasınabilmektedir. Bugün,
özellikle batının büyük sehirlerinde metro vardır. Ülkemizde de Ankara ve
Đstanbul’da metro çalısmaları devam etmektedir. Ankara’da ASTĐ- Cebeci
hattında metro ile ulasım hizmeti baslamıstır.
192. Neden sağ elle toka edilir?
Beynin sol bölümünde, insanın yaptığı hareketlerin büyük bir çoğunluğunu
yöneten sinir merkezleri bulunur. Bunun sonucu olarak, beynin sol bölümü,
vücudun sağ yarısına komuta ettiğinden, sağ yandaki organlarda hareket
yeteneği daha fazla gelismistir. Đnsanların çoğu, içgüdüleriyle, sağ ellerini
kullanırlar. Eski Romalılarda, birlesmis iki sağ el, dostluğu temsil ediyordu. Öyle
görülüyor ki, bu gibi görgü kuralları, insan fizyolojisinin gereği olarak ortaya
çıkmıstır.
193. Baskasının odasına girmeden önce kapıya neden vurulur?
Toplum içinde yasamak, hürriyetinden fedakarlık etmek pahasına da olsa, bazı
kurallara uymayı gerektirir. Baskalarının kisiliğine ve özel hayatına saygı
göstermek, islerine karısmamak, bu kurallar arasındadır. Đnsan, baskasının
odasına girmeden önce, kapıya vurarak, varlığını haber verir ve girme izin
isterse, nezakete ve görgüye uygun bir davranıs yapmıs olur.
194. Neden el tutusulur?
Gerektiğinde, öldürücü bir silah da kavrayabilen el, karsısındakine açık olarak
uzatıldığı zaman, her çağda ve bütün toplumlarda barısçı bir niyetin, anlasma
isteğinin ve güvenin belirtisi olmustur. Birbirine uzanan eller her zaman yardım
derneklerinin sembolü olarak kullanılmıstır. Bilindiği gibi, bir amaç uğrunda is ve
güç birliği yapmaya da “el ele vermek” denir.
195. Yasalara ve kurallara neden itaat etmek gereklidir?
Toplum içinde yasayan insanlar için hürriyetler, kayıtsız sartsız değildir,
sınırlıdır. Herkes baskalarına zarar vermemek sartıyla dilediğini yapmakta
hürdür. Ancak, bu hürriyet, baskalarına zarar verdiği yerde kısıtlanır. Toplum
içinde yasamak, yasalara, kurallara itaati gerektirir. Bunlar, fertler arasında bir
çesit sözlesmedir. Fertlerin hürriyetlerini de yine aynı yasa ve kurallar korur.
Đtaatsizlik, karısıklığa ve düzensizliğe yol açar.
196. Neden yemeğimizi bir tabak içinde yiyoruz?
17’inci yüzyıla gelinceye kadar genellikle bütün dünyada, yemek, elle yeniyordu.
Yalnız zenginler bıçak ve kasık kullanıyorlardı. Baslıca besin de, sofraya bütün
olarak getirilen et ve ekmekti. Aynı yüzyılda yazılan bir görgü kitabında, tabak
kullanılması salık verilmekteydi. Sebep olarak da, mesela çorba içildiğinde,
birinin ağzından çıkardığı kasığı tekrar ortadaki tasa batırmasının diğeri
üzerinde hos bir etki bırakmayacağı gösteriliyordu.
197. Pabuçlar neden boyanır?
Ayakkabıları su geçirmez hale getirmek için boyamak ve cilalamak gerekir.
Ayrıca pırıl pırıl bir ayakkabı göze daha hos görünür. Ayakkabı derisinin üzerine
boya ve cila sürülünce, bir molekül kaynasması meydana gelir. Fırçalarken
moleküller hep bir tarafa yöneltilir. Aynı kaynasma kabiliyeti olan moleküllerin
uçları, aynı düzlemde yer alır. Bu moleküller birleserek, deriyi parlak ve düzgün
bir tabaka halinde örterler. Bu koruyucu tabaka ayakkabının ömrünü uzatır.
198. Gelinler neden beyaz gelinlik giyer?
Ortaçağ’ın basından beri evlilik, kutsal bir kurum olarak kabul edilmis ve
nisanlıların, özellikle nisanlı genç kızın saflığı, temizliği aranmıstır. Beyaz elbise,
masumiyetin sembolüdür. Bu gelenek, çağımıza kadar da sürüp gelmistir. Fakat
bugünkü moda gereğince, renkli gelinlikler de yapılmaktadır. Ayrıca ülkelerin
geleneklerine göre de gelinlik renkleri değismektedir: Mesela Çin’de gelinler
kırmızı giyerler. Beyaz ise yas rengidir. Türkiyemizde, evlenen kızlar, beyaz
gelinlik giyerler.
199. Esnerken neden ağzımızı elimizle kapatmamız gerekir?
Uykusuzluk, yorgunluk ve sindirim bozuklukları, esneme isteğini uyandırırlar. Ne
var ki, esneyenin yakınında bulunanlar, kocaman açılmıs bir ağız görmekten,
tükrük damlalarının üzerlerine sıçramasından ya da hos olmayan bir nefes
kokusu duymaktan elbette ki rahatsız olurlar. Bu bakımdan, insan, esnemesine
engel olamadığı zaman, ağzını eliyle kapatmalıdır. Bir kimsenin iyi eğitilmis,
görgü ve nezaket sahibi olduğu, bu çesit davranıslarından anlasılır.
200. Sıcak ütü, kaynar su, tuzruhu ve buz neden yakar?
Bunların hepsi hücre suyunun ya buharlasmasına ya da donmasına, yani
islevini yapamayacak hale gelmesine yol açarak hücreyi öldürür. Biz buna
yanma diyoruz.
Hücrenin su kaybı fonksiyonunu yitirmesinde rol oynamakla birlikte mesela
kaynar veya (kaynama derecesinin altında da olsa çok sıcak) suyun içinde
tutulduğunda hücre suyu buharlasmadığı halde yanma olayı olusur. Burada
esas neden proteinlerin ısıya karsı çok hassas moleküller olması ve ısıya maruz
kaldıklarında değisime uğramalarıdır. Bunun en basit örneği yumurta akının
ısıya maruz kaldığında pıhtılasmasıdır. Yani yanık olayının esas nedeni hücre
proteinlerinin bozulmasıdır.
Ancak bu değisik nedenler neden yanma hissi veriyor diye sorarsak, bu etkilerin
sinir uçlarını uyarması ve bu uyarının beyne iletilmesi nedeniyle diyebiliriz.
201. Harfler neden vardır?
Harfler eskiden yoktu. Doğrudan doğruya resimler yapılarak iletisim kurulurdu.
Zamanla bu resimler, herkesin daha kolay çizebilmesi için basitlestirildi. Simdiki
harflerin aslı hep resimlerdir.
Burada ilginç olan yalnız kelimeleri ifade eden sekillerin zamanla sembol halini
alması değil, seslerin sembole dönüsmesidir. Çinli ve Japonların kelime-sembol
eslesmelerini hariç tutarsak Asya ve Avrupa’da alfabe insan gırtlağının
çıkarabildiği seslerin kültürden kültüre sayısı değismekle birlikte 20 ila 40 tane
sembolle sembollestirilmis olmasıdır. Bunun kökeninde resimler vardı mesela R
harfi Eski Mısır’da tanrı Ra’nın sembolünden yalnızca her kelimede geçebilen R
sesinin sembolüne dönüsmüstür.
202. Metre, neden o büyüklüktedir de mesela yüz katı büyüklükte ya da
küçüklükte değildir?
Eski Mısır’dan beri var olan bir birimdir. Tabii bugünkü anlamda santimi
santimine aynı değildi ve ufak değisimler gösterdi. Ancak kültürlerarası alısveris
(özellikle çok eski olan kumas alısverisi) gelistikçe standarda oturmaya basladı.
Metrelerce kuması ölçmek için bu hareketi arka arkaya yapmanın en pratik yolu
sol el sol omuz basına çekilir.
203. Pi sayısı neden vardır?
Mısırlılar, bir çemberin çevresinin çapına oranının hep aynı olduğunu ve bunun
3.141… olduğunu kesfetmisler ve buna pi sayısı demislerdir.
204. Saçlar neden taranır?
Bu eskiden kalma bir adettir. Sık yıkanmanın adet olmadığı ya da pek kolay
olmadığı zamanlarda, yağlı bir ortam olan saçlar, bir takım parazitlerin (bit gibi)
yasaması için ideal bir ortam olusturuyordu. Saçlar taranarak bunların
yuvalanması önleniyordu.
205. Saçlar neden yağlanır?
Sadece saçlar değil bütün vücut yağlanır. Deri yoluyla solunum sırasında dısarı,
birçok maddenin yanı sıra yağ da atılır. Bunun bir bölümü de kafa derisi yoluyla,
saç diplerinden atılır.
206. Zencilerin derileri neden esmer renklidir?
Sıcak iklimlerde yasayan insanların renkleri genellikle esmer, soğuk iklimlerde
yasayanların ise beyazdır. Deriye renk veren pigmentler evrim boyunca,
günesten koyulasan derinin rengini almıs olabilirler.
207. Çinlilerin neden üç adı vardır?
Çok kalabalık oldukları için iki adın kombinezonları, bu kadar kalabalığı
birbirinden ayırmaya yetmez.
208. Kadınların sesi genellikle neden erkeklere göre incedir
Kadınların ses telleri daha kısadır. Tellerin boyu kısaldıkça daha kısa ses
çıkarır.
Doğada erkek cinse düsen görev genellikle disiyi korumaktır. Kalın ses daha
korkutucu olduğu için erkeklerin sesleri kalınlasmıstır.
209. Koruma görevi neden genelde erkek türe düser ?
Doğa cinsiyet ayrımıyla üremede gen çesitliliğini sağlamıstır. Türün farklı
bireylerinin genlerinin kombinasyonlarının olusmasına imkan verir. Bu ise
olumlu özelliklerin daha kolay yayılmasına imkan verir. Bu evrimsel açıdan bir
avantajdır. Bu nedenle omurgalılarda kendini kabul ettirmistir. Böylece iki cins
olusmus ve bebeği korumada (canlılarda temel güdü) doğa uzmanlasma
yönüne gitmistir.
Biri bebeği tasıma, doğurma vs. gibi bebeğe yönelik daha doğrudan konularda
özellikler kazanırken diğeri de daha güçlü olarak dıs dünyanın tehlikelerine,
koruma avlanma yönünden gelismistir. Ancak güçlü olan her zaman erkek
değildir. Memelilerde güçlü olan erkektir (ancak dayanıklı olan değil).
Böceklerde ise güçlü olan disidir. Disi turun esas bireyidir ve hem bebeği
büyüten hem de güçlü olandır (erkek sadece üremeyi sağlayan bir gen havuzu
rolü görür. Örneğin: erkeğini yiyen karadul örümcek türünü hatırlayın.)
210. Neden pespese yazarız ?
Sadece geleneksellik nedeniyle. Daha iyi yazma biçimleri bulunabilir. Örneğin,
yan yana kolonlar halinde ve her kolon bir kisi ya da olaya ayrılacak sekilde
yazmak çok daha anlamlı olabilir. Yan yana yazmak, olayların tasvirini deforme
eder.
211. Uzaklasan bir ses neden kalınlasır, yaklasan tizlesir?
Ses dalgaları bize gelirken sesin kaynağı bizden uzaklasıyorsa sesin dalga
boyu uzar (dalga esner) tersi durumunda sıkısır yani dalga boyu kısalır.
212. Tuzun içine pirinç konulunca neden yapısmaz?
Đçine pirinç taneleri konulmus tuzluk çalkalanınca, nem dolayısıyla topaklasmıs
tuz topaklarını parçalar. Böylece tuz akıskanlık kazanır. Ayrıca, tuzluğun
delikleri çevresine yapısıp delikleri kapatan tuzlar da benzer sekilde çarpan
pirinç tanelerince uzaklastırılır.
213. Kutuplarda yerçekimi ivmesi neden daha büyüktür?
Dünya kutuplarda daha basık olduğu için yerin merkezine daha yakındır.
Gravitasyon kuvvet de uzaklığın karesiyle ters orantılı olduğundan uzaklık
azalınca kuvvet büyür. Yerçekimi kuvveti uzaklık arttıkça azalır. Dünya
kutuplarda daha basık olduğundan dünyanın merkezine yani yerçekimi
kuvvetinin merkezine daha yakındır.
214. Kutuplar neden daha basıktır?
Dünyanın dönme hareketiyle merkezkaç kuvveti olusmaktadır. Bu kuvvet
dönme yarıçapının daha büyük olduğu bölgelerde daha büyüktür. Bu nedenle
ekvatora daha yakın bölgeler daha çok dısa doğru esner.
215. Büyük yangınlarda su, alevin daha da büyümesine sebep olur. Neden?
Sudan daha hafif yanıcı ve akıcı bir madde varsa suyun üstüne çıkar ve suyla
tasınmıs olur.
216. Bir yangın sırasında alevler büyüdükten sonra bir rüzgar çıkar. Niçin?
Isınan hava genlesir, basınç düser. Böylece çevreyle arada hava basıncı farkı
olusur. Bu, rüzgarın kaynağıdır. Benzin vs. gibi sudan hafif yanıcı maddeler
varsa su kullanımı yangını büyütür. Yanıcı madde yüzeye çıkar ve yanıcı
madde suyla tasınarak daha kolay baska yerlere ulasır.
217. Đnsanlar neden bayılır?
Bazı durumlar için bayılma daha fazla acı ve üzüntüye ve bunların organizmada
yaratacağı tahribata karsı vücudun bir nevi kendini koruma mekanizmasıdır.
218. Yılanlar neden ısırır (sokar)?
Beslenmek amacıyla avlanmak için. Avını felç etmek veya hızlı bir sekilde
öldürmek, yeme ve yutma islemi için kolaylık sağlar.
219. Çoğu hayvan, aynadaki görüntüsüne hiç aldırmaz. Neden?
Onun kendisi olduğunu anlamaz, baska bir birey sanır. Ancak bir deneyde
sempanzelerin aynaya bakarak üzerlerindeki bir boya lekesini çıkartmaya
çalıstıkları gözlenmistir.
220. Ağladığımız zaman neden gözyası olusur?
Vücudumuzdan çıkan pek çok sıvının önemli bir islevi var. Onlar vücudumuzu
kirli ve istenmeyen maddelerden temizliyorlar. Bunlar, ter, idrar, sümük ve
elbette gözyası.
Gün boyunca ve geceleri, üst göz kapağındaki gözyasları bezleri, gözümüzdeki
kirli ve tozu temizlemek için tozlu bir sıvı üretir. Normalde bu yaslar gözü yıkar
ve alt göz kapağında birikir. Eğer gözlerinizde çok fazla toz varsa, göz bunları
temizlemek için yoğun sekilde gözyası üretir. Alt gözkapağındaki gözyası
miktarı arttıkça, yanağınızdan asağı akmaya baslar.
Aslında ağlarken yalnızca dısarıya değil, içeriye de gözyası dökeriz. Đçeriye,
dolasım sistemimize dökülen bu gözyasları, yani salgılar, kendimizi nasıl
hissettiğimizi etkiler. Acı, derin üzüntü ve bazen mutluluk, beynimizin bazı
kimyasal maddeleri üretmesine neden olur. Bu kimyasal maddelerin bazıları
yüzümüzün kızarmasına neden olur. Bunların temizlenmesi gerekir ve öyle
görünüyor ki, ağladığımız zaman ortaya çıkan gözyasları birçok “duygu
kimyasalı” içeriyor. Đyi bir ağlama sonrasında insanın kendini daha iyi
hissetmesinin nedenlerinden biri de bu.
221. Tehlike halinde kertenkeleler kuyruklarını neden bırakırlar?
Kertenkelelerin büyük bir bölümünün kuyrukları küçük bir zorlamada kopar.
Bedenden kolayca ayrılan kuyruk parçasındaki kaslar kasılmayı sürdürerek
siddetli çırpınmalara neden olurlar; bu kopma baska bir hayvanın saldırısı
sonucuysa, kuyruğun kasılmaları ve çırpınısları bir süre saldırgan hayvanın
dikkatini üstünde toplayacağından, kertenkele hızla kaçma olanağı bulur.
222. Neden dans edilir?
Dans kesinlikle vücuttaki ritmik sistemin bir ifadesi. Düsünülerek asla
yapılmıyor. Beynin yarattığı bir tempo. Dans olgusu baslı basına sinir sistemiyle
alakalı. Đlk insanlardan beri müzik ile dansın birlikte olması, ilkellerin konusarak
anlasamamalarından ileri geliyor. Bu yüzden ilk insanlar beden dilini kullandılar
ve bu beden dilinden de dans ortaya çıktı. Modern psikiyatristler son
zamanlarda tedavide müziği daha çok kullanıyor. Bunun nedeni, beynin müziğe,
konusmadan daha çabuk tepki vermesi. Beyninin sol tarafı faaliyette olanlar,
yani solaklar, sağlaklara göre müziğe daha yatkın. Bunun da nedeni, beynin sol
tarafının daha dominant olması, bu dominantlık da onların daha detaycı ve daha
mantıklı düsünmelerine neden oluyor. En önemlisi, yeni doğan bebekler,
kendilerine söylenenleri hiçbir zaman kelime kelime algılamıyorlar. Anne ve
babalarından duydukları sözlerin melodilerini ezberliyorlar. Mesela “acıktın mı,”
sözünün anlamı değil, melodisi onlara bir mesaj iletebiliyor. Bu yüzden insanın
müziğe olan tepkisi ve müzikle dans etmesi, çocukluğuyla ilintili. Bir insanın
müziğe tepki verebilip verememesi, zekasına ve duyu organlarının çalısmasına
kesinlikle bağlı değil. Hatta bazı geri zekalılar sadece müzikle iletisim
kurabiliyorlar.
223. Uçakta kulaklar neden tıkanıyor?
Uçak içindeki hava basıncı otomatik olarak ayarlanıyor. Bu ayar, yüksekliğe
göre yolcuları rahatsız etmeyecek, hayati tehlike yaratmayacak oranlardadır.
Alçalıs ve yükselislerde basınç değisir. Bu sırada, ortakulağınızdaki basınç da
kendisini kabin basıncına göre ayarlar. Basınç değisikliği, havanın ortakulak ile
yutak arasında sıkısmasına neden olur. Bu basit rahatsızlığın kulağınıza hiçbir
zararı yoktur. Esneyerek, yutkunarak, çiklet çiğneyerek ya da burnunuzu
kapatarak giderebilirsiniz.
224. Uçaklar her zaman yumusak inis yapamaz, neden?
Özellikle önden veya yandan esen rüzgarların siddetinin azalması, artması veya
kesilmesi durumunda uçağın inisi sert olabilir.
225. Uçağa neden yıldırım düsmez ya da etkilenmez?
Simseklerin uçaklar için tehlikesi yoktur. Yolcu kabini özel alasımlı bir metalden
yapılmıstır. Bir “Faraday Kafesi” olusturur, uçağı simseklerden korur. Çok zayıf
bir olasılıkla, uçağın elektronik sisteminde bir arıza ortaya çıkarsa, yedek sistem
otomatik olarak hemen devreye girer.
226. Çiçekler neden aksamüstü daha güzel kokar?
Gerçekten de, sıcak bir yaz gününün ardından karanlık çökerken çiçekler daha
güzel kokar. Çünkü o sırada soluduğumuz hava, çiçek kokusuna doymus
durumdadır. Aslında çiçekler kokularını, özellikle maksimum ısıyı depoladıkları
en sıcak saatlerde, gün boyu atmosfere yayarlar. En yüksek çevre sıcaklığı ise
saat 17:00 dolaylarında kaydedilir. Çiçeğin taç yapraklarında bulunan uçucu
moleküller tarafından tasınan kokuların havaya yayılması doğrudan doğruya
sıcaklığa ve buharlasmaya bağlıdır. Bu maddeler, çiçeğin epidermasındaki
hücrelerde tutulur. Bunların havayla temasını, “kutikula” denilen çok ince bir zar
önler. Sıcaklığın etkisiyle, kokulu ve uçucu moleküller buharlasarak kutikulayı
asıp atmosfere karısırlar. Gerçekte bitkiler, aromatik kokularını depolamak ya
da yaymak için, gül ya da meneksedeki gibi, yalnızca çiçeklerinden
yararlanmazlar. Kokulu moleküllerini yaprakların da (lavanta, kekik, nane) ve
dallarında (mürver) toplayabilirler. Çiçeklerin aksamüstü daha keskin
kokmasına, genellikle bu saatlerde sulanması ve yaz aksamlarında kokuların
buharlasmasına neden olur.
227. Dis çıkarma sırasında bebeklerde pisikler neden artar?
Đlk disler çıkarken (genellikle 5. – 6. aydan itibaren), bebeğin kalçalarında kırmızı
lekeler (eritem) görülebilir. Vücudun birbirinden uzak iki bölgesini etkileyen bu
rahatsızlıklar arasında neden-sonuç iliskisi bulunması çok ilginçtir. Gerçekten
de, dis çıkarma, ağzın mikrop florasında değismeye yol açar. Buna, bölgesel
(diseti iltihabı, asırı tükürük salgılama) ya da genel (ates, solunum güçlükleri)
belirtiler eslik edebilir. Henüz aydınlatılmayan bir olguya göre, bu çesitli
rahatsızlıklar ishalle birlikte gelisebilir. Bunlar, genellikle asitli olan sindirim
yolları mukozasındaki bir tahrisi gösterebilir. Sonuç olarak da kalçalarda
kızarıklara yol açabilirler.
228. Neden sürekli maden suyu içmek sağlığa zararlıdır?
Düzenli sekilde, “az” miktarda mineral ve maden içeren kaynak sularını içmek
sağlığa zarar vermez. Ancak en iyisi, doktorun önerisi dısında, rastgele maden
suyu içmemektir. Çünkü yüksek orandaki sodyum (Na, sofra tuzu) ve diğer
mineral tuzları böbreklere zarar verebilir. Tuz perhizi yapılırken, bol tuz içeren
sular önerilmez. Ayrıca, mide-bağırsak gazından yakınanların “gaz”lı sulardan
kaçınması daha doğru olur. Bunun dısında, hangi türde olursa olsun, çok su
içmek de sağlığa zarar verebilir. Asırı miktarda su içmeye yönelten ve ender
yıkımlara yol açabilir. Ancak, bunu asırı susama durumu, vücudun herhangi bir
nedenle (diabet, ates, vb.) sıvı kaybına bağlı olabilir ve derhal bir doktora
basvurmayı gerektirir. Ama her yetiskine, özellikle sıcak dönemlerde terle
yitirilen sıvıyı dengelemek ve cildin sağlıklı yapısını korumak için günde en az 8
bardak su içmesi önerilir.
229. Neden ormanlar önemlidir?
Çünkü ormanlar olmaksızın rüzgar ve yağmur Dünya’ya bir kamçı gibi
çarpacağından, topraklar kötü etkilenecek, incelecek tepelerden asağıya
sürüklenecek, nehirler çamur ve mille dolacak, su kaynaklarında belirgin
sorunlar yasanacak. Ağaçlar sadece Dünya’nın akciğerleri değil. Nemi
toplamak, toprağı bir arada tutmak ve hava olaylarından korumak gibi daha
önemli gizli etkileri de var. Ayrıca ormanlar, son derece farklı yasam türlerini de
besliyor. Dünya üzerindeki oksijenin çoğu, ormanlar tarafından değil,
okyanuslarda bulunan ve deniz besin zincirin temelini olusturan bir hücreli
bitkiler, yani algler (deniz yosunu) tarafından sağlanıyor.
Ağaçlar insan yasamında önemli islevlere sahiptirler. Mobilya sanayinden
parfümeriye, kağıda kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin eldesinde,
erozyona karsı toprağın korunmasında, kaynak sularının olusumunda,
atmosferin temizlenmesinde, rüzgar hızını azaltmak yoluyla rüzgarın olumsuz
etkilerinin hafifletilmesinde önemli rolleri vardır. Estetik güzellikleri de
yadsınamaz.
230. Neden bazıları daha çabuk sismanlıyor?
Kilo alma, bünyeye göre değisen bir durumdur. Aynı beslenme programını
izleyenlerden bazıları sismanlarken, bazılarında hiçbir fark olmaz. Üç ay
boyunca, günde 1000 kalorilik bir fazlalık, kisiye göre 4.14 kg. kadar
sismanlamaya yol açar. Uyku gibi kesin bir dinlenme sırasında, vücut, yalnızca
yasamsal islevlerini (nefes almak, kan dolasımı vb.) sürdürmek için enerji
harcar. Buna “bazal metabolizma” denir. Bazılarında bu sistem çok hızlı
çalıstığından uykuda bile çok kalori tüketilir. Bu durum, kisinin genetik yapısına
bağlıdır. Ayrıca erkekler, gençler ve spor yapanlar, kadınlara, yaslılara ve
hareketsiz yasayanlara göre daha avantajlıdır. Kilo vermek için, daha fazla
enerji harcayanlar da vardır. Bunun nedeni, daha asabi olmaları ve aynı
hareketin onlar için daha güç sarfı gerektirmesidir. Baska bir fark da, besinlerin
ısıl etkisi, yani vücuttaki sindirim ve depolama sürecinde harcanan enerji
nedeniyle olusur. Bu islemler sırasında gereken kalori miktarı kisiden kisiye
değisir. Ayrıca, bazı hormonal değisiklerin ya da bozuklukların kolay
sismanlamaya yol açabileceğini hatırlatalım.
231. Defterlerimiz neden dikdörtgen seklindedir?
Defterimizin, kitaplarımızın dikdörtgen olmasının bir nedeni var! O da yazmak
ve okumak için en uygun seklin dikdörtgen olması. Daire bir defterimiz olsaydı,
yuvarlak olan köseleri hiç kırısmazdı her halde. Üstelik oldukça da eğlenceli
olabilirdi. Ama düsünün bir kere… Defter çok zor kaplanırdı. Üstelik satırların
uzunluğu birbirine esit olmadığı ve satırbasları alt alta gelmediği için yazı çok
düzensiz görünürdü. Bu yuvarlak deftere yazı yazmak diğer defterlere
yazmaktan zor olurdu. Bir de üçgen bir defter olduğunu düsünün. Bu deftere
yazı yazmak nasıl olurdu?
232. Fırının düğmesi açılınca, gaz neden ıslık çalar?
Havagazı ya da bütan gazı, ocağın dar ağzına belirli bir basınç altında ulasır.
Basınç altındaki bu gaz, genislerken hemen havaya karısmaz, titreserek
kendine bir girdap alanı yaratır. Bu da ıslık sesine benzeyen bir ses çıkartır.
Gaz yanınca, bu ses de kaybolur.
233. Rüzgar neden olur?
Havanın ısınması çevreyle arasında basınç farkına sebep olur. Basınç farkı
rüzgara neden olur.
234. Neden yüzümüz kızarır?
Kızmak, stres gibi durumlar genelde kan dolasımını arttırır. Ayrıca yüzdeki
kızarmanın karsı taraf için bir tehdit olarak algılanmasını ve böylece karsı tarafı
korkutmak amacıyla da böyle bir sey gelismiste olabilir. Hayvanlarda bu tür
tehdit davranısları var.
235. Karate yapanlar elleriyle tuğla kırarken neden elleri kırılmıyor?
Yeterli alıstırma kasların ve kemiklerin güçlenmesini sağlıyor. Ayrıca
konsantrasyon da bedensel durumu etkiler.
236. Neden kasınırız?
Kasınma duygusu birçok nedenlerle ortaya çıkar. Bunlardan biri de bazı
parazitlerin deride yuvalanmasıdır. Kasınma duygusunun, kasınma eylemine yol
açması bu tür parazitleri ve yumurtalarını tahrip etmeye ve vücuttan kazımaya
yönelik bir içgüdüsel davranıstır.
237. Bebekler neden ağlar?
Annenin ilgisini çekebilmek ve ihtiyaçlarını ona bildirmek için.
238. Kesilmemis domates uzun süre sağlam dururken kesilmis domates neden
çabuk bozulur?
Havayla temas birtakım kimyasal reaksiyonlara yol açar (oksitlenme gibi) ayrıca
domates bir canlı olduğundan, domates kesildiğinde canlı normal doğal
durumundan uzaklasıp tahrip edilmis olur. Bakterilere vs. karsı mücadele
edemez duruma gelir.
239. Bisiklet ve otomobil lastiği neden yuvarlaktır?
Aynı anda yalnızca bir noktası yere temas eder. Bu sürtünmeyi azaltır. Bu
idealde böyle. Gerçekte lastik esnek olduğu için belirli bir alan temas eder.
Daire üzerindeki noktaların tümü merkezden aynı uzaklıktadır. Bu dönme
sırasında merkezin sürekli aynı yükseklikte kalmasını sağlar.
240. Hayvanlar neden konusmazlar?
Hayvanlar da sesle haberlesirler. Onlardan da farklı sesler farklı seyler ifade
eder. Đnsanda konusmayı idare eden ayrı merkez var. Bu alan hasar görünce
konusma bozulur. Hayvanlarda bu ise ayrılmıs bu kadar gelismis bir merkez
yok. Özellikle bize genetik olarak çok yakın sempanzelerde de yok.
241. Arılar neden bal yapar?
Larvalarını beslemek için bal yaparlar.
242. Günes batarken neden kızarır?
Isık atmosfere ne kadar yatık bir açıyla girerse (ufka ne kadar yakınsa) o kadar
kırılır. Farklı dalga boyları farklı açılarda kırılırlar. Kırmızı daha çok kırılır. Bu
nedenle düstüğü yere daha dik düser ve atmosfer içinde daha az yol kateder.
Spektrumun diğer ucundaki mavi ısık bu nedenle atmosfer içinde daha çok yol
kateder ve daha çok soğurulur (emilir). Bu yüzden kırmızı renk baskındır.
243. Neden değisik bulut çesitleri vardır?
Su buharının yoğunlastığı ısı hava akımları genel nem oranı vs gibi sartlar
bulutun seklini belirler. Bu da yüksekliğe bağlı olduğundan her tipin olustuğu
yükseklik aralığı vardır.
244. Eğitim bilgi edinmek değil, bilgiyi kullanmanın öğrenilmesidir. Neden?
Çünkü bilginin amacı bilginin ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilmesidir. Bilgi
hafızada yer kaplar. Oysa bilgi baska ortamlara da kaydedilebilir (kağıt,
manyetik ortam). Bilgiye nasıl erisileceği ve kullanılacağı öğrenilirse gereksiz
yükü tasımadan amaca erisilmis olur.
245. Kuslar neden öter?
Birbirleriyle haberlesmek için.
246. Günes ve soğuk neden benzer sekilde deriyi yakar?
Sinir uçlarını rahatsız edecek biçimde uyardığı için.
247. Islanan kibrit neden yanmaz
Yanacak seyin havadaki oksijenle teması engellenmis olur ve su sürtünmeyi
azaltır yeterli sürtünme ısısı olusamaz.
248. Askeri bandolarda neden keman yoktur.
Özellikle tek kemanın ifade ettiği duygular daha yumusak duygulardır. Ancak
senfoni orkestrasında çok miktarda keman bir araya gelince askeri müziğe
uygun sesler olusmaktadır.

7 Yorum to “Neden’li Sorular?”

  1. merve diyor ki:

    kçb…………………

  2. taha diyor ki:

    ödevime lazım şeyleri neden koymuyorsunuz size küstüm

  3. aylin diyor ki:

    bu ne

  4. meltem diyor ki:

    yuh ben sizle alay ediyorum siz metin yazıyorsunuz?

    • meltem diyor ki:

      çünkü suyun yüksekliği belirsizdir hacmide hesaplanmaz suyunn hacmide olmaz küç değil küp bu kare küp karelerde yüzeysel hesaplamalarda geçerlidir amk yaa
      :) :) :) :)

  5. meltem diyor ki:

    suya atılan bir taş parçası yer çekiminin etkisiyle suyun dibine doğru hareket ederken tonlarca ağırlıktaki gemiler suyun yüzeyinde nasıl kalıyor? ve suyun hacminin yükseklik miktarının yüz ölçümü kare küç hesaplaması kaçtır? haha bunu bilinde görelim :)

  6. meltem diyor ki:

    suya atılan bir taş parçası yer çekiminin etkisiyle suyun dibine doğru hareket ederken tonlarca ağırlıktaki gemiler suyun yüzeyinde nasıl kalıyor?

Cevapla